Bu kitabı edebiyatımızın klasikleri arasında olduğu için okumak istemiştim. Kitap ilk sayfalarından itibaren beni kendi içine çekti, yani sürükleyiciliği için tam puan aldı benden. Açıkçası roman okumaya uzun süre ara vermemin de bunda etkisi var. Ancak Ahmet Hamdi’nin kelimelerinin duruluğu, cümlelerinin hafif hafif akışının da etkisi yadsınamaz. Olay örgüsü kendini sürekli peşinden koşturuyor. Karakter tahlilleri ve ortam tasvirleri yaparken psikolojik olarak tespitlerde bulunması beni tatmin etti çünkü romanda aradığım özelliklerden biri de budur. Sayfalar arasında hayata, ölüme, okumaya, tembelliğe, çocukluğa, yaşlılığa, daha sayamadığım birçok olguya dair güzel çıkarımlarla karşılaşmak mümkün. Dış âlemi iç dünyasına aksettirerek kendi dünyasında değiştirip okuyucusuna aktarmıştır.
Ancak bazı bölümlerdeki karamsarlık hoşuma gitmedi. Beni boğan uzun metinlerle karşılaşmak kitabın ritmini düşürse de bir kaç cümle kitabın üzerindeki kara bulutları sildi süpürdü ve gökkuşağı gülümsedi .
Ki bu kurduğu şöyle bir cümlenin kitabına yansıması oluyor: “Şiirlerimde sustuğum şeyleri roman ve hikâyelerimde anlatırım.”
Umarım herkes benim aldığım tadı alır. Keyifli okumalar...