Mevkı hırsı, kibir ve gurur. Son ikisi arasındaki fark, gururun kışının kendı değerının herhangi bir açıdan üstünlüğü hakkında zaten sabıt olan fikrine dayalı olmasıdır, buna karşın kibir, başkalarında böyle bir fikri uyandırma arzusudur, bu arzuya çoğu zaman bu fikır sonucunda, onu kendine de mal edebilmenın sessız umudu eşlık eder. Buna göre gurur, içten gelir, dolayısıyla kendı kendine doğrudan aşırı saygı gösterilmesıdır, buna karşın kıbır ise bu saygıya dışarıdan, yanı dolaylı bır şekilde ulaşma çabasıdır. Buna uygun olarak kibır ınsanı geveze, gurur da suskun yapar: Ancak kibirli bır kişi, elde etmeye çalıştığı başkalarının yüksek görüşlerine, söyleyeceği çok güzel şeyler olsa da ısrarla susarak, konuşmaktan çok daha kolay ve çok daha güvenlı bır şekilde ulaşılabileceğinı bilmelidir. Her isteyen kişi gururlu olamaz, en fazla gururluymuş gibi yapabilir, ama her rolde olduğu gibi, bu rolden de hemen çıkar.
... Kendine dönmüş bir yaşam şeklinin, iç huzurumuz üzerinde bu kadar yararlı olan etkisi, büyük ölçüde, böyle bir yaşam şeklinin bizi sürekli başkalarının gözü önünde yaşamaktan ve bunun sonucu olarak, onların herhangi bir görüşünü dikkate almaktan uzaklaştırması ve bizi kendimize geri vermesidir. Benzer şekilde, o saf ideal çabanın, daha doğrusu tedavisi olmayan ahmaklığın bizi içine çektiği pek çok gerçek talihsizliklerden de uzaklaşırız; sağlam varlıklar için de daha fazla özen gösterir ve bunların tadını daha rahatça çıkarırız.