Başıma bir şey geldi, artık kuşkum yok. Herhangi bir kesinlik ya da apaçıklık gibi değil, bir hastalık gibi belirdi bu. Sinsi sinsi, yavaş yavaş yerleşti; biraz tuhaf, biraz tedirgin hissettim kendimi, o kadar. Bir kez yerine yerleşince orada kıpırdamadan kaldı. Hiçbir şeyim olmadığına, evhamlandığıma inandırdım kendimi. Oysa şimdi dal budak salmaya başladı.
İktisadî şartların bozuk, ticarî hayatın ölçüsüz, istihsalin dengesiz, istihlâkin gelişigüzel, gelir dağılımının gayrı âdil olduğu, kâr getiren ve kazanç temin eden kaynakların müsavi veya ona yakın bir şekilde paylaşılmadığı cemiyetlerde sağlam bir ahlâkî hayatın mevcut olmasına imkân yoktur. Binaenaleyh iktisadî sahadaki bozukluk, ahlâktaki bozukluğa mutlaka tesir edecektir. Aynı şekilde iktisadî faaliyetlerde görülen doğruluk da ahlâkın doğru dürüst olmasını temin edecektir. Bu arada ahlâkın iyi veya doğru olmasının iktisadî faaliyetlerin iyi veya bozuk olması üzerindeki tesiri ise tâli derecededir.
...
Çünkü insanlar sıkıntı ve zorlukların yok olduğu ölçüde can sıkıntısına yenik düşer, bu can sıkıntısı önlendiği ölçüde sıkıntı, acı ve eziyet çekerler.
...