Sezai Karakoç önce bir diriliş arzuluyor aslında. En önce ruhta başlayan ve ardından tüm hayata sirayet eden bir diriliş. Bundan sonra bu dirilişin yetiştirdiği ya da bu dirilişle birlikte yetişen bir nesil onun beklentisi ve isteği, yani Diriliş Nesli. En sonunda ise bu diriliş neslinin inancının ve inancıyla birlikte yaşayışının nasıl olması gerektiğine işaret ediyor. Üstelik bunu birey, aile, toplum ve devlet ekseninde, her birey ve alanda olmak kaydıyla idealize ediyor. Ve işte tam da burada Diriliş Neslinin Amentüsü ortaya çıkıyor.
Sezai Karakoç tüm bu tanımlamalardan sonra idealinin ütopik gelebileceğini fakat Allah'tan ümit kesmediğini şu sözlerle dile getiriyor:
"Tablosu çizilen bu Site, belki ideal bir sitedir.
Şüphesiz yüzde yüz bir gerçekleştirme mümkün değildir. Ama diriliş erlerinin...
vazgeçilmez ödevleridir. Hayatlarını buna adayacaklardır. Kuşkusuz Allah'da onların bu iyi niyetli çalışmalarına armağan olarak, ütopik gibi gözüken Sitenin gerçekleşmesini lûtfedecektir. Geçmişteki islâm uygarlıklarında görüldüğü gibi." ¹
Kitapla kalın her dem...
_______________________
1) s. 46
Bu nasıl bir savaştır? Topla, tüfekle, bombayla, molotof kokteyli veya füze, nükleer silah veya gazla yapılan savaş olmaktan önce ve öte bir ruh savaşıdır. Ruhlar arasında olan bir savaştır. Bu savaşlarda bedenlerden, maddi vücutlardan önce ruhlar, manevi vücutlar, yani varoluşlar düşer, tutsak olur, yenilgiye uğrar. Ya da tersine düşürür, tutsak eder, yenilgiye uğratır.
Kendimin bir diriliş eri olduğuma inanıyorum.
Bir Diriliş Cephesi bulunduğuna ve kendimin de o cephede bir savaş adamı olduğuma, olmam gerektiğine inanıyorum.