Türküleri benim için en eşsiz yapan özellikleri birbirlerinden kıymetli, birbirlerinden hüzünlü, birbirlerinden güzel hikayeleri, yaşanmışlıkları… Gerizler Başı‘nın da hikayesi beni hem düşündürdü hem hüzünlendirdi. Gelin beraber bakalım bizim delikanlıya da sizler ne düşüneceksiniz görelim.
Hikayesi demişken, bu türküye dair birbirinden farklı rivayetler okudum, en sevdiğim doğruluğuna inandığımı da tuttum koydum cebime. Rivayet edenler bu kızana, ‘gerizlerden atlayamamış, cephaneyi toplayamamış böyle kızan böyle efe mi olurmuş’ der dalga geçerler amma sevda düşünce yüreğe, bir çift göze vurulunca değil gerizlerden atlamak, sevdanın ateşiyle yataktan çıkamaz olur insan…
Köyün birinde eli iş tutmaz, temiz, saf bir delikanlı varmış, babası da ne yapsın ne etsin çareyi oğlunu bir efenin yanına götürmekte aramış. Efelerin yanında, dağ bayırda onlara yardımcılık eden çırakları, kızanları olurmuş; efe de almış bizim delikanlıyı yanına. Gel zaman git zaman delikanlı efesinin işlerini görürken her seferinde de bir sakarlık eder, bir hata yaparmış. Efesi ve yanındaki adamları da bizim delikanlıyla dalga geçermiş.
Derken günün birinde efe git filanca yerdeki cephaneliği topla gel demiş kızana. Delikanlı gitmiş efesinin dediği yerden cephaneliği toplamış, dağ bayır aşıp geri dönmüş, bir bayırın başına gelmiş ki bir çift çakır göze gözlerine değince eli ayağı boşalmış, cephaneleri düşürmüş, bayırdan aşağı yuvarlanmış…Dönmüş efesinin yanına dönmeye ama bizim efe delikanlının elini kolunu boş görünce yapıştırmış tokadı. Cephanelerimiz nerede, naptın diyor ama sinirli, öfkeli efe delikanlıyı gönderiyor köye gerisin geri. Bizim delikanlı aman efem yapma bir kız uğruna gönderme diyecek, kız uğruna mı cephanelerimizi kaybettik diye daha da kızacak efesi. Aman efem yapma bir hiç