Günlerden birinde Mecnûn'u bir duvarın üstüne oturmuş, ayaklarını sallandırmış otururken buldular. Kerpiçten duvarın üstünde gayet neşeli ve bahtiyardı. Kendince konuşuyor, işaretleşiyor, gülüyordu. Gelip geçenler bu hale bakıp gülmedeydi. Nihayet bir gönül eri oradan geçti. Kalbiyle bakınca Mecnûn'un yanında Leyla'nın da oturmakta olduğunu gördü. Başkasına gizli olan ona açılmıştı.
Şükretti: "Bir ömürdür koşup durdum... Çok da yoruldum... Ama sonunda bir araya geldiklerini gördüm!.. Çok şükür Allah'ım; sevenleri buluşturdun!..
Çoğu insanların gözünde neyim ben,değersiz biri ya da tuhaf,aykırı,hoşa gitmeyen bir adam;toplumda kendine bir yer bulamamış,yer bulamayacak bir yaratık,yani hiçten de daha aşağı bir şey
Yemek verirken bana baktı, ben de ona; artık ölüm yoktu kadında, capcanlı görünüyordu ve ben de onda Tanrı'yı tanıdım.
O anda Tanrı'nın ilk kelamını hatırladım:
" İnsanda ne var öğren? " insanda sevgi olduğunu anlamıştım.