Umarım ahlak kurallarının hızla değişeceği bir zaman gelir. O zaman böyle bir itaatkarlık, yine her günü kendimiz için değil, başkalarının düşünceleri uğruna yaşama durumu da son bulur herhalde.
Kendi kişiliğim gibi olan bir şeyi gerçekten gizlice seviyorum, sevmeye devam etmek istiyorum ama tamamen kendime ait bir şey olarak somutlaştırmaya korkuyorum. İnsanların hakkında hep iyi düşündüğü bir kız olmak istiyorum.
Kitap okuma denilen şey benden koparılıp alınırsa, hiçbir hayat deneyimi olmayan ben ağlanacak halde olurdum galiba. Kitapta yazılanlara işte o kadar çok güveniyorum. Bir kitap okuduğumda, onun için deli olur, ona güvenip empati duyar, ona özümser ve hayatımın bir parçası haline getirir, başka bir kitap okuduğumda ise anında değişiveririm.
Yazarın "İnsanlığımı Yitirirken" kitabını çok beğendikten sonra bu kitabını da okumaya karar verdim. Kitapta bir kızın yirmi dört saati anlatılıyor. Genç kız gününü anlatırken hayallere dalıyor, özlem duyduğu geçmişinden bahsediyor ve gün içerisinde sürekli değişen inişli çıkışlı duygu ve düşüncelerini bizimle paylaşıyor. Kısa ve akıcı bir kitap. Karakterin düşüncelerini şeffaf bir şekilde paylaşması da ayrı bir hoşuma gitti. Okumamış olanlara önerilir.