Bolca duygu geçişinin olduğu mizah dolu ama aynı zamanda anlam yüklü yer yer hüzünlendiren bir kitap oldu benim için. Mizaha bayılırım özellikle böyle zekice yazılan insana bazı şeyleri sorgulatan mizah ayrı güzel oluyor. Bir cümle okuyorsunuz hem gülüyorsunuz hem de oturup bir düşünüyorsunuz.
Yazar bu kitapta iki tane engelli çocuğunu anlatıyor, onlarla anılarını, daha doğrusu yaşamayı arzu edip yaşayamadıklarını. Öncesinde “Kimseyi Öldürmedi Benim Babam” isimli kitabı okuyup yazarın babasıyla olan ilişkisini okumanızı tavsiye ederim.
Söylenti sayfasında Fournier okuma rehberi isimli yazıya göre ilerliyorum ben. Bu şekilde karakterler arasında bağlantı kuruyorum. Size de öneririm.
Ben artık kim olduğumu pek bilmiyorum, hayatta nerede olduğumu bilmiyorum, yaşımı bilmiyorum. Hep otuz yaşında olduğumu zannediyorum ve her şeyle alay ediyorum. Kocaman bir oyunun içine demirlemişim gibi geliyor, ciddi değilim, hiçbir şeyi ciddiye almıyorum. Aptalca şeyler yapmaya ve yazmaya devam ediyorum. Yolum çıkmaz sokakta bitiyor, hayatım çıkmaz sokakta son buluyor.
Anormal bir çocuk sahibi olmaktan hiç korkmamış olanlar el kaldırsın.
Kimse el kaldırmadı.
Herkes bunu düşünür, tıpkı depremi, dünyanın sonunu, sadece bir kez olacak bir şeyi düşünmek gibi.