Yıllar oldu, çok uzun yıllar oldu, dedi sonra, sesinin tonunu bana acı veren bir şekilde değiştirerek, normal bir hayat istediğimi fark edeli uzun yıllar oldu. Her şey bir yana huzurlu olmayı istediğimi. Duyguları, bütün duyguları tattım. Huzurlu, sade bir hayat istiyorum. Parkta gezintilere çıkılan bir hayat.
Yaşamı da, ölümü de aşmıştım; çünkü artık ne yaşama arzusu duyuyor, ne de ölümden korkuyordum. Hiçbir şey istemiyor, hiçbir şey ummuyordum. Hiçbir şeyden korkmuyordum. Bu yüzden özgürdüm. Çünkü yaşamımız boyunca bizi köleleştiren isteklerimiz, umutlarımız, korkularımızdır. Özgürlüğüm onları öfkelendiriyordu. Hala istediğim, hala korktuğum ya da hala özlediğim bir şey kalmış olması hoşlarına giderdi. O zaman beni bir kez daha köleleştirebilirlerdi.