“Şimdi gidiniz. Ancak size zorunluluktan yardım edemediğimizi biliniz… Bunları eşinize, dostunuza gittiğiniz yerdeki herkese anlatınız. Aksi halde Osmanlı bizi bırakmazdı. Türk askeri bizi aç bırakmazdı, deyiniz…”
“Başınızı kaldırın… Sizlerin başı yere eğilmeye layık değil. Başınızı her zaman dik tutunuz. Türk askeri başını hiçbir surette eğmez. Teslim olsa bile… Şu bayrağa bakın. İşte böyle… Mavi göklerde dalgalanan al bayrak gibi başınız hep dik durmalı evlatlarım…”
Suçsuz bir insanı bütün özel haklarından mahrum bırakarak kürek cezasına mahkûm etmek için bireyle resmi ve acımasız ilişkisinde hâkimin sadece bir şeye ihtiyacı vardır: O da zamandır.