gelirsin, unuturum yazıyı, şiiri, minyatürleri
gidersin, birdenbire alevlenir yazdıklarım
yazdıklarım bir garip dilencinin
gözyaşlarında eriyen çiçek tozları değil
yazdıklarım göçmen kuşların kanatlarından
rüzgârın savurduğu hüzün tozları değil
yazdıklarım aklı başında, köprü ağırlığında
kentin ortasında saat gibi kendini duyuran
kara tren gibi tekerleklerin sesiyle
evlerin sessizlikten sıkılmış duvarlarına vuran
kurtarırken denizi kafesinden, çölü kafese koyan
baykuşları uyuturken, bülbülleri uyandıran
bir rüya gibidir, ötelerden bakarım
yürür karanlığın üstüne, yazdıklarım.
Nurullah Genç
Sen benimle gökyüzünde koşmayı,
sen benimle ölürken buluşmayı
paylaşabilir misin?
Güneşi koklayınca çatlayan bir tohumu,
ırmağın yüreğinde çiçeklenen yangını,
her akşam yalnızlığı uyandıran toprağı,
her sabah bir gölgeyi sevindiren yaprağı
paylaşabilir misin?
Sen benimle gökleri paylaşabilir misin
hani salkım saçaktır bulutlarda sevgiler
hani bir turna gibi üryan olunca yürek
bahçesinde umuda kanatlanır serviler
sen benimle yağmurun nefesini
sen benimle tomurcuğun sesini
bir hülyânın dalgın avuçlarında
gölgesini arayan bir kuşun kafesini
paylaşabilir misin?
Nurullah Genç