Dilara

Temel bir gerçeği anlayalım... Küfür ikiliktir, ikircikliktir. yüzden birleyemez. Ne Batı'da ne de Doğu'da... O yüzden Batı'da "çifte standart," yani çıkarına göre birbirilye zıt ve çelişik işler yapmak onlara göre utanılacak bir durum değildir. Aksine Batı'nın olağan hâlidir. Müslümanlar böyle çifte standardı görünce hemen Batılılara "Niye ikiyüzlülük yapıyorsunuz?" diye yüklenirler. Bu kez Batılılar Müslümanlara "Sizin çifte standardınız niye yok?" diye şaşırırlar. Çünkü "ben" diyen nefis, çıkarı ne tarafa doğruysa o tarafa meyleder. Bu da onu sonsuz derecede esnek ve ilkesiz yapar. "Ben" diyen benliğe, oradan bencilliğe, en son da ben tapkınlığına kadar gider. Küfür yolu böyle bir yoldur. Firavun, Nemrud, Ebu Cehil gibi meşhur kâfirlerin sapkınlıkları bu yol üzerinden olmuştur.
Sayfa 264
Reklam
Hepimizin bildiği ve diline pelesenk ettiği bir söz vardır: "Her şey insandan başlar." Çok doğru. Ama bu lâfı boş boş tekrarlayıncaya kadar gereğini yapsak ya! Önce kendimiz Kur'ân ve sünnet yolunda doğru ve güzel olmalıyız. Biz bu çabadayken eşimizi, çocuklarımızı, ana babamızı, kardeşlerimizi, akrabalarımızı, komşularımızı, iş arkadaşlarımızı doğruluğa ve güzelliğe dåvet etmeliyiz. Bunu sözleri sopa gibi kullanarak değil, Efendimizin de (sav) buyurduğu gibi "güzellik ile" yapmalıyız. Kişiler kendileri böyle düzelmeye, işleri güzelleşmeye, daha kibar, daha bilinçli, daha tutarlı olmaya başlayınca çevresindeki kişiler de böyle güzel, doğru ve tutarlı olmak isteyecektir. Böyle bir kişi bir santim de olsa geleceği inşa etmiş demektir.
Sayfa 241
Komik ama acı. Hâlimiz aynen böyle. "Biz kimiz?", bu soruyu bile başkalarının cevaplamasını, onaylamasını istiyoruz. Kur'ân'ı, sünneti, ilim ve irfânı Batılı onaylarsa havalara uçuyoruz. Onaylamazsa kedere kapılıyoruz. Kendimizi kendi evimizde bile aramıyoruz. Başkalarının evlerinde arıyoruz.
Sayfa 230
Allah'ın dini bakidir. Allah dinini mutlaka korur. Gerçek müminler, sayıları azalsa da her zaman var olacaktır. Bizi bu tehlikeden kurtaracak olan Allah'a ve Rasûl'üne tam olarak teslim olmaktır. Bu yolda olmalı, buna yol olmalıyız. Kim ne derse desin, kim ne yaparsa yapsın. Bizim derdimiz kendi imanımızı ve insanların imanını muhafaza etmektir. İmana saldıran açık ve gizli zihniyetler, araçlar, propagandalar, kavramlar, hayat tarzlarına bulaşmamaktır. İnsanların ebedi gazaba uğramasına engel olmaya çalışmaktır. Ama bunu yaparken niyetimiz de, gayretimiz de, usûlümüz de hak ölçüsü olmalıdır. Bu bozulmadan, çürümeden ve çökmeden ancak her anımızda, her işimizde, her düşüncemizde imanımıza yaslanarak kurtulabiliriz.
Sayfa 236
Yarım hakikat, hakikat değildir.
Meselâ İncil nasıl tahrif edildi? Çoğumuz sanıyoruz ki İncil sayfalardan oluşan bir kitap hâlindeydi, birileri ellerine silgi alıp, bazı âyetleri sildiler, yerine kalemle kendi cümlelerini yazdılar. Oysa İncil'in tahrifi önce hak âyetlerdeki hükümler nefislerine ve çıkarlarına uymayan din adamlarının onları kafalarına göre yorumlaması ile başladı. Bu küfrün başı Hıristiyanların aziz kabul ettikleri Paul'dür. Paul'ün yani Pavlus'un fitnelerini en güzel anlatan ise Mevlânâ hazretleridir. Mesnevîsinin ilk cildinde münafık Pavlus'un ilâhi hakikati ordan oraya giderek nasıl çarpıttığını mükemmelen anlatır. Pavlus bir yerde "Allah'ın bizim ibâdetimize ihtiyacı yok, esas olan ona aşk ile bağlanmaktır” derken, başka bir yere gider oradakilere de "Allah bizi yaratmış, o zaman ona şükrümüzü hep ibadet ile göstermek lâzım" der. Aslında bu iki cümle hakikatin iki yüzüdür. Yani birlikte doğrudur. Ama Pavlus'un yaptığı gibi tek tek alınınca eksiktir. Çünkü yarım hakikat hakikat değildir.
Sayfa 185
Reklam