Sahip olduğumuz sürece hayatın en büyük üç saadetini,yani sağlık, gençlik ve özgürlüğü fark etmeyiz, ne zaman ki kaybederiz ancak o zaman ayırdına varırız onların, çünkü onlar da yokluk halidir. Hayatımızın belli günlerinin mutlu olduğu dikkatimizi ancak bunların yerini mutsuz günler aldığında çeker. Zevkler ve hazlar arttıkça bunlara karşı duyarlılığımız azalır; alıştığımız şeyleri artık bir zevk olarak hissetmeyiz. Fakat acıya duyarlılığımız tam da bu şekilde artar; çünkü alıştığımız şeyin kesilmesini acı biçimde hissederiz. Saatler ne kadar hoşça geçirilirse o kadar çabuk tükenir, ne kadar acıyla geçirilirse o ölçüde uzadıkça uzar , geçmek bilmez, çünkü müspet mahiyete sahip olan şey zevk değil acıdır, onun bizzat mevcudiyeti kendisini hissettirir.
Bana yaşamasını öğretmendiler . Daha doğrusu , bana her şeyin öğrenilerek yaşanacağını öğrettiler . Yaşanırken öğrenileceğini öğretmediler . Ben de kolayca razı oldum bana öğretilen bu yanlışlara.