İşte mucizeler böyledir, dedim kendi kendime, hepsi yanılsamadan ibarettir. Bir an gözümüzü boyarlar, su birikintilerini pırlanta, delik deşik sokağımızı cennet yolu sanarız. Çocukluğumuzdan kalan o masum şaşkınlık duygusunu tatmaya başlarız, heyecanlanır, merak duyar, farkına varmadan yaşama bağlanırız, ama bu uzun sürmez, gerçek kısa sürede ortaya çıkar ve mucize diye bir şey olmadığını, bunun bir yanılsama olduğunu anlarız.
-Yaşadığı dönemde ki Selçuklu Hanedanlığının tabiri caizse başına bela olan Hasan Sabbah.
-İnandığı İmamın etkisi ile yaşadığı inancı gerçek İslam görüp yaymaya çalışan Hasan Sabbah.
-Bunları yaparken güçlü Selçuklu Sultanları ve Güçlü ordularıyla meydan savaşlarını göze alamayan kan akmasın diyen Hasan Sabbah.
-Selçukluların korkusu ile Göçebe geçirdiği ömrünü Alamut Kalesi ile yerleşik yaşama çeviren Hasan Sabbah.
-Güçlü Selçuklu kuşatmalarına karşı kendini tam 35 yıl koruyan hiç içinden çıkmaya cesaret edemediği Alamut kalesini bir hain ocağı yapan Hasan Sabbah.
-Müslüman Kanının akmasına karşıyım diyip yetiştirdiği "fedai" ismini verdiği hainlerle alçakça suikastler düzenleyen Hasan Sabbah.
-İnandığı yolda yürüyebilmek için her yolu mübah görüp hainlik ile fitne ile fesatlık ile dedikodu ile iftira ile Dönemin Selçuklu Devletini zora sokan Hasan Sabbah.
-Topraklarında yaşadığı devlete o devletin veziri Büyük vezir Nizamülmülke düşmanlık güdüp devlet içinde devlet kuran Hasan Sabbah.
(Kitap Tarih sevenler için güzel bir kitap tavsiye edilir.)