Özlem Sümerli

Özlem Sümerli
@MaviYengec
la vita è bella
Ressam
Akdeniz Üniversitesi
İzmir
İzmir, 20 Şubat 1989
2582 okur puanı
Haziran 2019 tarihinde katıldı
10/10
·116 syf.··
Beğendi
·
2022 51. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2022 23:13
Jean-Louis Fournier ne kadar güzel sevilebileceğini hatırlatıyor bize. Birini tüm hayatınla sevmenin inceliklerini, ardında bıraktığı her şeyi sevmeyi ve her şeyde onu aramayı. Karısı kendinden erken ölen bir adamı anlatan otobiyografi, aşkın zoraki ve doğal ayrılık tarafını, ölümün ardında bıraktıklarını ve acaba önce hangimiz ölecek korkusunu yansıtan tüm duyguları barındırıyor. Kitap hakkında söylenecek çok söz varken insan kendini, sade bir gülümsemenin içinde buluyor. Hem çok üzüyor aslında hem de bir yanınızdaki boşluğu dolduruyor. Çiçeklerin kokusunu burnunuzda hissediyorsunuz, şapkalarını kurcalarken kendini arayışına denk gelip özlemenin ve özlediğini söyleyebilmenin ne kadar kıymetli olduğunu hatırlıyorsunuz. Jean Louis Fournier ile tanıştığıma çok memnun oldum, kendi çapımda. :)
1000Kitap
DulJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20256,6bin okunma
Reklam
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2022 29. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mart 2022 23:18
Mısırlı feminist yazar Neval el Seddavi'nin 1987'de basılmış olan kitabı. Cinayet işlemekten dolayı idama mahkûm edilen Mısırlı fahişe Firdevs’in yaşamını anlatan biyografik romanı. Erkeksi iktidarın gölgesinde gerçek kimliğini bulamayan, böyle bir ortamda kadın olmanın, insan olmanın, fahişe olmanın ne anlama geldiğini üstüne üstelik bir kere değil, her seferinde nasıl öldürülüp devam etmek için direndiğini, direndikçe kadın olmaktan bıktığını ve erkeklerden ne kadar muazzam kelimelerle nefret ettiğini öğreniyoruz. Okudukça anlıyoruz ki bu kitap sadece Firdevs'in değil, milyonlarca kadının biyografisi. Hepimiz Firdevs'in penceresinden bakarken, kendi penceremizin de aynı yerlerden geçtiğini fark ediyoruz. Her satırda biz seniz Firdevs demeye başlıyoruz. Sanki bir çok kadının hayatından kesitler tek bir Firdevs'te toplanmış gibi. Bütün duygularını teker teker, itina ile kaybettirilmiş bir kadının sokaklarda yürürken hayattan hiç beklentisi kalmadığını anladığındaki gözlerini görüyoruz ve o andan sonra o gözlerle bakmaya başlıyoruz. Sevgisizlik, şiddet, cinsiyet ayrımcılığı hepsinin ince ince işlenmesi ve bir kadının maruz kalabileceği daha bir çoğunun özetini okuyoruz. Kadının nasıl israf edilmeden bir mal gibi kullanıldığını okurken bir yandan da bir kadının tüm aldanışları var kitapta. Yaşamı da ölümü de aşmıştı; çünkü artık ne yaşama arzusu duyuyor, ne de ölümden korkuyordu.
1000k
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,1bin okunma
10/10
·680 syf.··
Beğendi
·
2022 28. kitabı
·
79 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2022 01:08
Okuması görünüşünden daha ağır olan, aldığı adı ne kadar hakkettiğini her sayfada hissettiğimiz bir başyapıt. Bir hayat özeti gibi belki de bir hayat. Okurken bolca sigara molası verdirdiği doğrudur. İçinde barındırdığı düşünceler bir o kadar yoruyor, karamsarlaştırıyor, uzun süre boşluğa bakmakla sonuçlanıyor ve hayatı anlamanın ne demek olduğunu satır satır içimize işliyor. O kadar çok yerin altını çizerken buldum ki kendimi, en sonunda kitabın ben olduğuma ikna oldum. Sonra da sorunun bende olmadığına, dünyanın böyle olduğuna ikna olarak kapattım. Tespitlerinin karşısında şapka çıkarmamak imkansız. Bu adamı herkesin tanıması, okuması ve iyice anlaması gerektiğini düşünüyorum. Pessoa kitabında “isterim ki bu kitabı okuyunca, şehvetli bir kabus görmüş gibi olun.” der. benim üzerimde tam olarak bu etkiyi bırakan bir kitaptır. Gerçekten huzursuz hissettirebilen Fernando Pessoa olduğum şeyle olmadığım şey arasındakİ o boşlukta beni buldu. Huzursuzluğu anlık olarak kamçılarken süreç olarak huzur verdi. İç sesininizmiş gibi gelmesi de cabası. Ben çok sevdim. İyi ki dediğim kitaplardan biri oldu. İyi ki benimle..
1000k
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 202514,5bin okunma
Simulacres et Simulation
10/10
·215 syf.··
Beğendi
·
2022 18. kitabı
·
124 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2022 15:01
Baudrillard, postmodern bir düşünür değil, mevcut kültürel durumun tespitini yapan, rasyonel bakış açısına sahip bir teorisyen. Kendisi de bunun açıklamasını defalarca yapmış olmasına rağmen bazı otoriterlerce bir türlü kabul görmemiştir. Bu yüzden de çok eleştirilmiştir. Baudrillard önce saf anlama ulaşmak bir insan için söz konusu olabilir mi? diye başlıyor söze. Yaşamakta olduğumuz dünya, sosyal medyadan tutun da büyük finans şirketlerine kadar imaj ve görüngülerden oluşmuştur. Kullandığımız tüm cihazlar, sosyal medya her an kamuoyunun algısını çeşitli imajlar ve simülasyonlarla manipüle ediyor. Filmler, trendler ve ticari markalar, bizi gerçeklikten uzaklaştırıyor. En önemlisi başarılı da oluyorlar. Gerçeği çarpıtmak için simülasyonları sürekli kullanıyorlar. Salt hakikati görsellerin kuşatıcı etkisiyle özne olmaktan çıkarıyorlar. Toplumsal ilişkilerin değişip dönüşmesiyle gerçeklik ve gerçekliğin nasıl evrimleştirildiğinden, iktidarların , gerçeğin üzerine bir sis perdesi çekerek hedeflerine ulaşmak için neler yaptığından ve yapabileceğinden detaylı bir incelemeyle bahseder. İnsanın aynadaki aksini belli bir düzleme yansıtma isteği, narsizim sonucu olarak hipergerçekliğin gerçeklik algısı haline getirilmesine kadar her şeyi bulabileceğiniz bir kitap. Doğru/haklı/gerçek/iyilik/ kötülük/ olduğuna dair algı despotluğu yapmadan önce muhakkak okunması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum.
1000k
Şeytana Satılan Ruh ya da Kötülüğün EgemenliğiJean Baudrillard · Doğu Batı Yayınları · 2005213 okunma
RAHATSIZ OLALIM!
10/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2021 128. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2021 07:21
Okuması hiç kolay bir kitap değil. Kitaba başlarken de bitirirken de aynı his devam ediyor. Ben şimdi kime nasıl güveneyim? Kitabın adı bile beton gibi çarpıyor suratımıza, okuyabilmek de sağlam bir psikoloji gerektiriyor. Hasır altı, halı altı, yastık altı, o altı bu altı.. kapatılmak için her şeyin yapıldığı meseleleri okuyoruz. Yaşaması kolay değil, anlatılması hiç kolay değil ama gerçekliği her geçen gün büyüyen; ülkenin içinin ne kadar çürüdüğünü gösteren muhteşem bir kitap olmuş.. Evet kitabı okurken rahatsız oluyoruz. Bazı gerçeklere kayıtsız kalmamak için arada sırada rahatsız edilmemiz gerekiyor.. Ensest: başta aile içi olmak üzere her türden gayrimeşru cinsel ilişkiyi ifade eder.1,5 aylık bir çocuğun cinsel istismar sonucu bağırsakları patlayarak öldüğünü de okuyoruz. Babasının 24 yıl boyunca bir bodruma kapatıp yedi kardeşini doğurmasına sebebiyet verdiği elizabeth f.'de. Küçücük çocukların tecavüzünde rıza arayıp, 12 yaşından büyük çocukların tecavüzcüsüyle evlendirilmesini yasalaştırmaya çalışan kurumları da. Diyarbakır'daki bir mahkemede sırf tecavüz tamamlanmadığı için erken boşalma indirimi alan sanığı da. Yetiştirdiğin ağacın meyvesini ilk sen yemez misin? diyen ve kendi öz kızına uyguladığı cinsel istismar suçunu kabul edip hiçbir suçluluk duymayan babayı da. Bir çocuğun kendi ağzından çıkmış olan "ben çilekli süt istiyorum. ineğin sütünü istiyorum. .Pipi sütü istemiyorum artık! diye haykırışını da. Karnındaki bebeğin babasından mı yoksa kocasından mı olduğunu bilmeyen kadınlardan haberiniz var mı? Ülkede ve dünyada herkesin farkında olup ama kimsenin oralı olmadığı bir konuyu cesaretle, rahatsız edercesine karşımıza çıkaran Büşra Sanay ve Kardeşini Doğurmak kitabı utanç duyabileceğiniz muazzam bir çalışma.
1000Kitap
Kardeşini DoğurmakBüşra Sanay · Doğan Kitap · 20188bin okunma
Reklam