Bugün Urfa ve Maraş'ta son iki günde yaşanan olaylar hakkında bir ileti paylaşmak istedim.
Bu ülkede okula oyun kartı götüremezsiniz, okulda takı takamazsınız ama okula bir silah götürüp rastgele öğrencileri ve öğretmenleri vurabilirsiniz.
Bu ilk değil. Böyle devam ettiğimiz sürece son da olmayacak. Artacak. Çocuklar ölmeye, öldürmeye ve "suça sürüklenmeye" devam etmeyecek.
Söylenecek çok söz var, sorulması gereken çok soru var. Ancak ne kadar konuşursak konuşalım, duynası gerekenler duymayacak. Ancak günün sonunda tek bir gerçek olacak: Bazı insanlar artık burada olmayacak.
Bazı anneler babalar evlerinde çocuklarını bekleyecek ama o çocuklar gelmeyecek. Bazı öğretmenler bir daha ders veremeyecek.
Bu yüzden fazla yazmak istemiyorum, çözüm önerileri sunmak istemiyorum ama yine de birkaç şey söylemezsem içim rahat etmeyecek.
Bu olaylar basit olaylar değil. Biz her ne kadar normalleştirmeye, başka gündemlerle üzerini örtmeye çalışsak da bu olaylar suç. Cinayet.
O "suça sürüklenmiş çocuklar" birer seri katil.
Bu gerçekleri hiçbir şey değiştirmeyecek.
O çocuklar birer çocuk. Suça sürüklenenler de "melek olanlar" da birer çocuk. Bu çocukları isimler takıp kategorize edemeyiz.
Ancak "çocuk" kelimesi, 12 şarjörü boşaltana kadar okuluna ateş eden, pompalı tüfekle insanları vuran katiller için yalnızca yaş belirten bir kelimeden ibaret.
Bu çocuklar her şeyden önce birer katil. Bir katil gibi yargılanmak, bir katil olarak anılmak zorundalar. Çünkü yaptıkları şey bu: Cinayet. Ve hiçbir söz bunu değiştiremeyecek.
Bu çocuklar kendilerini vurarak bir şekilde yargıdan kaçtılar. Sahi yargılansalar da bir katil gibi ceza alırlar mıydı, emin değilim.
Yine de bu katiller, bu cinayeti tek bir günde işlemediler. Bu planlanmış bir şeydi. Ve bunu yapmalarındaki sebep savaş