Mavi'nim her tonuyum. Gökyüzü kadar sakin, dalgalar kadar hırçın. Bazen bir tabloya şevkle vurulan bir fırça darbesi, bazen de kaybedenlerin gözyaşlarının karıştığı geceyim ben. Ama bir şekilde oradayım.
Tuhaf bir kitaptı. Nasıl bittiğini anlamadığım, bitirince boşluğa uzun uzun baktığım bir kitaptı. Ve gercekten güzel yazılmıştı. Okurken bazen bir gençlik dizisinde gibi hissediyorsunuz, bazen de ölüm ve hayatı sorgulayan derin bir sohbette buluyorsunuz kendinizi.
Ölüm, yaşam, intihar, cinsel hayat... çoğu kişinin isteyip de toplum baskısından dolayı değinemedigi konulara değinmişti kitap. Hem de bunları konuşulmaması gereken ayıp ve lanetli şeyler olarak değil, günlük hayatın bir parçası olarak anlatmıştı.
Abartı bir kitap değildi, bir insanın yaşayabileceği olaylar, hissedebileceği duygular aktarılmıştı. Ayrıca sakin ve okuyucuyu içine alan bir atmosferi vardı. Evet, kalın bir kitap çünkü olaylar sıkıştırılmamıştı.
Hayatın içinden bir kitaptı. Yavaş ama nasıl bittiğini anlamadığınız bir kitap.
Eğer bu tarz romanları seviyorsanız, bir bakın derim. İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami
Okuduğum mükemmel kitaptı sanırım. Hem de yüzlerce hatta binlerce sayfalık dünya klasiklerinin yanında.
Evet, yüzlerce sayfalık bir kitap değildi. Ancak her cümlesi o kitaplardan birine bedeldi.
"Çocuk" kitabı diye geçse de Küçük Prens, konusuyla, karakterleriyle, cümleleriyle bir zamanlar çocuk olmuş herkese hitap eden bir kitaptı. Özellikle de çocukluğunu unutmuş yetişkinlere her kelimesi ezberletilmesi gereken bir kitap.
Bu kitabı herkes en az bir kere okumalı bence. Ama okuyup geçerek veya anlaşılmayan şeyleri süslü kelimelerle süsleyip daha anlaşılmaz hale getirerek değil. Hissederek okunmalı.
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry