Mavi'nim her tonuyum. Gökyüzü kadar sakin, dalgalar kadar hırçın. Bazen bir tabloya şevkle vurulan bir fırça darbesi, bazen de kaybedenlerin gözyaşlarının karıştığı geceyim ben. Ama bir şekilde oradayım.
ÖLÜM, YAŞAMIN KARŞITI OLARAK DEĞİL PARÇASI OLARAK VARDIR.
Bir kez sözcüklere döküldüğünde klişe görünüyor, ama o zamanlar bunu sözcükler değil, içimde bir düğüm olarak hissediyordum. Ölüm, kağıt ağırlığının içinde de vardı, bilardo masasının üstünde sıralanmış kırmızı-beyaz dört topun içinde de. Ve hayatımız boyunca onu ince bir toz gibi ciğerlerimize çekip duruyorduk.
"Sevdiğiniz çiçek milyonlarca yıldızdan yalnız birinde bile bulunsa yıldızlara bakmam mutluluğumuz için yeterlidir. 'Çiçeğim işte şunlardan birinde,' deriz kendi kendimize. Ama bir de koyunun çiçeği yediğini düşün, bütün yıldızar bir anda kararmış gibi gelir. Bu mu önemli değil?"