Eser modern edebiyatın ilk post apokaliptik metinlerinden biri. Post apokaliptik ; kıyamet ve kıyamet sonrası dönem, dünyanın teknolojik medeniyetinin çöktüğü. Bilimkurgu, distopya veya korku alt türleridir. Eserde övündüğümüz uygarlığın, toplumsal düzenin ve devletin ne kadar çabuk yıkılabileceğini, dünyayı bir grup zenginin yönettiğini ve geri kalanların gönüllü köleleiği kabul ettiğini dile getiriyor.
_________________________
#kitabınkonusu
Profesör Smith (dede) ’in torunlarına kızıl vebayı anlatması kitap kısaca. Dilbilimci Smith kızıl vebadan önceki dönemi torunlarına anlatmaya kızıl veba dönemini de anlatmaya çalışıyor. Kızıl Veba 2013 yılında dünyaya yayılan bir salgın hastalık. Bu hastalığa yakalanan kurtulamıyor. Bu hastalıktan sonra insan ırklarının çoğu yeryüzünden siliniyor. Bir grup insan kurtuluyor. Smith’de kurtulanlardan biri. Kızıl vebadan sonra dünya ilkel çağlara geri dönüyor. Smith(dede) torunları ile kuşak çatışması değil medeniyet çatışması yaşıyor. Torunları onun söylediklerini anlamıyor maalesef çünkü kelime darcıkları o kadar gelişmiş değil. Şu an yaşamakta olduğumuz süreç içerisinde çok anlamlı ve gelecek anlamında beni endişelendiren kitaplardan biri oldu. İncelemesi zevkli bir o kadar da gelecek anlamında ürkütücü bir kitap. 78 sayfa kitap elimden geldiğince spoiler vermemeye çalıştım
kesinlikle tavsiye ederim bu eseri
________________________
#alıntılar
Ama gerçekte özgür değillerdi. "Özgürlük" sadece lafta kalıyordu. Çünkü bir yönetici sınıfı vardı.
Milyonlarca insanı yok eden veba bu kaba saba insanı neden ortadan kaldırmamıştı?
Anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. Bir kafası vardı, aydınlatamadın. Bir vücudu vardı, besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı! İşletemedin. Onu, hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın eline bıraktım. O, katı toprakla kuru göğün arasında yabani ot gibi bitti. Şimdi elinde orak, buraya hasada gelmişsin. Ne ektin ki, ne biçeceksin? Bu ısırganları, bu kuru dikenleri mi? Tabii ayaklarına batacak. İşte, her yanın yarılmış bir halde kanıyor ve sen, acıdan yüzünü buruşturuyorsun. Öfkeden yumruklarını sıkıyorsun. Sana ıstırap veren bu şey, senin kendi eserindir.
Bekir Çavuş :
- Biliyorum beyim sen de onlardansın emme.
-Onlar kim?
-Aha, Kemal Paşa’dan yana olanlar...
-İnsan Türk olur da, nasıl Kemal Paşa’dan yana olmaz?
-Biz Türk değiliz ki, beyim.
-Ya, nesiniz?
-Biz islamız elhamdülillah... O senin Dediklerim Haymana’da yaşarlar.
Bekir Çavuş’la artık daha ziyade konuşmaya mecalim yok.
Edebiyatı, sanatı başkaları yaparken hoş bulurum. Fakat, kendim bundan çekinirim. Edebiyat ve sanat dünyasında yalnız dâhiler vardır. Ondan ötesi, bir alay zavallı taklitçi, bir alay zavallı maskaradır.