"Yirmi yaşında olmadığımız hâlde bizlerde mutlu olduğumuz zamanları incelesek bunun sonucunda, bütün kâinatın karşısında titrediği şu kelimeye ulaşmaz mıyız? Hiç!"
Insanlığın selamet ve saadetinin böyle kardeşlik ve mutlak eşitlikte olduğu anlaşıldı. İnsanlar neden şimdiye kadar bu büyük hakikati anlamayarak varlıklarını sürdürmeyi birbirine karşı husumette, savaşmakta, kan dökmekte görmek gibi yanlış bir yola girmişler? Medeniyetin, ilerleme fikrinin gayesi birbirine öldürmeye uğraşmak mıdır? Yoksa umumi kardeşliğin tesisine çare aramak mı? Neden insan öldürmek tekniğinde en mahir olan, savaş aletleri en mükemmel bulunan milletler en medeni, en gelişmiş sayılıyorlar? Şimdiki milletlerin hiçbirisi medeni vasfına layık değilmiş... Düşünülse hunharlık bakımından bugünkü gelişmiş insanların mağaralarda, taş kovuklarında, âdeta inlerde mekân tutup da üzerlerine saldırdıkları avlarını tırnaklarıyla, dişleriyle paralayarak yiyen vahşi atalarından çok farkları yok..