Küfür, kusmuk, alkol, sigara…Kitabın neredeyse yarısının oluştuğu tekrar. Vaktimi daha fazla israf etmeyi göze alıp yazılan küfürleri saysam çok rahatlıkla diyebilirim ki her sayfada küfür. Bazı arkadaşlar şirin göstermek ya da görmek için argo demiş ancak argo falan değil bu bildiğiniz en aşağı seviye kallavi küfür. Herkese- her şeye küfür… kediye küfür, balığa küfür, kendisiyle çorba içmek istemeyen kadına küfür…..????? Yani nezaket takıntım falan yok da … Ya bu kadar zor mu okura saygı duymak??? Ya da moda bir yazar olmak için illa gerek mi küfür?? Bel altı şakalarla gündemde olan komedi filmleri gibi mi mantık?? Ya da tepkilerimizi hakkını vererek taşıyabilecek zeka ürünü cümlelerden bu kadar mu yoksunuz??
Kitabın çoğunda tepkisini kusmak eylemi ile ilişkilendiriyor ya yazar. Afedersiniz ama gerçekten kusmak istedim kitap bitene kadar. Ben mi yaşlandım?? Yeni nesilin beyinlerindeki edebi bölüm mü farklı kodlanıyor artık bilmiyorum.. Zira artık bu tarz kitapları yeni nesil okurlar çok seviyor. Kabul ediyorum yazarın bazı cümleleleri takdir edilesi..Favori duvar yazısı albümü ama keşke küfürle öldürmeseydi o güzelim cümleleri. Ve her bölüm dram??. Dram da anlatılanlar çoğunun yaşadığı rutin hayat. Algıda hassasiyet bence, duygu eşiği fazlasıyla düşük yazarın. Kitapta belirttiği manik depresif hastalığının tesiri muhtemel.
Kitabın arka kapağında yazıyor ya’’ Donmuş insanlığımıza ateşle yaklaşıyor yazar ’’ diye…Elbet okuyana, yazana, sevene saygım ..Ancak benim düşüncem şu ki; kitabı okuduktan sonra (özellikle de -balığına yem vermeyip bir hafta içindeki ölümünü gözlemlediğini anlattığı bölüm ve çöp karıştıran komşusuna duyduğu ve diğer tüm insanların duyduğunu iddia ettiği kayıtsızlığı yazdığı bölüm- ) insanlığım donmasın diye okumayacağım yazarlar