Elif

Elif
Günün birinde ya çıldıracağız, ya Dünya'ya hakim olacağız. Şimdilik bir rakı parası bulmaya çalışalım ve parlak istikbalimizin şerefine birkaç kadeh içelim. İçimizdeki Şeytan - Sabahattin Ali
Avukat
Üniversite
Ankara
Ankara, 13 Ocak 1998
89 okur puanı
Haziran 2016 tarihinde katıldı

Elif

, bir kitap okudu
Puan vermedi·192 syf.··
2020 7. kitabı
Frédéric Gros
7.8/10 · 9,1bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bana bakın, evim yok, vatanım yok, servetim yok, hizmetçi­lerim yok. Yerde uyurum. Ne karım, ne çocuklarım, ne ka­famı sokacak bir barınağım var. Sadece toprak, gökyüzü ve bir de eski bir harmani. Ee, neyden mahrumum ki ben? Keder, korku işliyor mu bana? Özgür değil miyim şimdi ben?
Ürettikleri fazladan gıda tarih kitaplarını dolduran küçük bir seçkin azınlığı doyuruyordu: krallar, bürokratlar, askerler, rahipler, sanatçılar ve filozoflar. Tarih çok az insanın yaptığı, geri kalanların da tarla sürdüğü veya su kovaları taşıdığı bir şeydir.
Sayfa 111·Kitabı okudu
Her zaman bir şeyler yapmak, peki ya “olmak”? Bunu sonraya bırakırız çünkü hep daha iyisi, daha acili, daha öncelikli olanı vardır. Var olmak yarına kadar bekleyebilir. An­cak yarın da öbür günün işlerini getirir. Bitmeyen karanlık bir tünel. Ve buna yaşamak derler.
Bilge bir gezgin hakkında bir hikaye vardır. Bilge, karanlık ve fırtınalı bir havada, dibinde olgun buğdaylarla kaplı küçük bir tarla olan büyük bir vadiden aşağı yürüyormuş. Yabani otların arasında ve karanlık göğün altında, rüzgarın usulca dalgalandırdığı kare şeklinde bir parıltı oluşturuyormuş tarla. Gezgin ağır adımlarla yürürken bu güzel görüntünün tadını çıkarıyormuş. Çok geçmeden, yorucu bir günün ardından başı önde evine dönen bir çiftçiyle karşılaşmış ve adamı durdurup kolunu sıkarak içten bir sesle, “Teşekkür ederim,” demiş. Çiftçi hafifçe irkilip, “Sana verecek hiçbir şeyim yok zavallı adam,” diye karşılık vermiş. Bunun üstüne yaşlı gezgin yumuşak bir sesle, “Bir şeyler verdirtmek için teşekkür etmedim sana, zaten her şeyi vermiş olduğun için teşekkür ettim. Şu buğday tarlasıy­la çocuğun gibi ilgilenmişsin, o da senin emeğinle kavuşmuş bu­günkü güzelliğine. Şimdiyse sadece bir buğday tanesi ne kadar eder, ona bakıyorsun. Bense yürürken yol boyunca beslendim o tarlanın altın sarısıyla,” diyerek tebessüm etmiş. Çiftçi arkasını dönüp başını iki yana sallayarak, deliler hakkında söylenerek yoluna devam etmiş.