Elif

Elif
Günün birinde ya çıldıracağız, ya Dünya'ya hakim olacağız. Şimdilik bir rakı parası bulmaya çalışalım ve parlak istikbalimizin şerefine birkaç kadeh içelim. İçimizdeki Şeytan - Sabahattin Ali
Avukat
Üniversite
Ankara
Ankara, 13 Ocak 1998
89 okur puanı
Haziran 2016 tarihinde katıldı
Puan vermedi·308 syf.··
2023 8. kitabı
SÜRÜKLEYİCİ KİTAP, ÇOK İYİ BİR YAZIM TEKNİĞİ, KÖTÜ PROPAGANDA Kitabı dün bitirdim. Asıl kahraman Selim Pusat'ın bazı fikirleri beni o kadar sinirlendirdi ki ara ara yarım bırakmayı da düşündüm. Ancak yazar merak unsurunu o kadar güzel yerleştirmiş ki; yarım bıraksam unutup gidemeyeceğimi, sonunu hep merak edeceğimi biliyordum. Kitap içerdiği bütün eski, Osmanlıca kelimelere rağmen oldukça akıcı ve okuması kolay. Selim'in karakter gelişimi gayet güzel gösterilmiş, baştan savma değil. Nazan Bekiroğlu'nun altta bırakacağım tahlilinde söylediği gibi okurken damağımda bir şiir lezzeti bıraktı. Bu sebeple yazarla ters düştüğüm bütün hususlara rağmen okurken zamanımı boşa harcadığımı hissetmedim, Atsız'ın kötü bir romancı olduğunu düşünmedim ve hatta oldukça da keyif aldım. Ruh Adam romanın *ilgililerine* gönül rahatlığıyla önerebilirim. Tabii, aşağıdaki hususlara şerh düşerek :) Şimdiii... Sezarı'ın hakkını Sezar'a teslim ettiğime göre eleştirilerime geçebilirim. Öncelikle spoiler uyarısı vererek roman ile ilgili bilgi vermek istiyorum. Roman sembolizmin çok yoğun olduğu, pek çok karakter ve olayın başka şeyleri işaret ettiği bir anlatı hakim. Ana kahramanımız Selim Pusat. Kralcı olduğu için ordudan atılmış bir yüzbaşı. Kralcı olmasının sebebi ise Cumhuriyet rejiminin nitelikli bir asker yetiştirmeye elverişli olmadığını düşünmesi. İşi, gücü, hayatı, fikirleri tamamen askeriye odaklı. Başka bir şeye inanmıyor. Onun için askerlik, kahramanlık ve savaş dışında her şey fuzuli. Kendi doğruları dışında hiçbir şeye itibar etmeyen, sabit fikirli bir adam. Memnuniyetsiz, aşağılayıcı ve alaycı. Yani Selim gibi birisiyle yaşamak istemezdim. :) Selim Pusat'ın iyi bir asker olması, ordudan atılmış olmasına rağmen yakınları tarafından sık sık övülüyor. Örneğin bir sayfada Güntülü
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201934bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·192 syf.··
2020 7. kitabı
Yürümeyi çok severim ama daha önce hiç bu kadar yürümek üstüne düşünmemiştim galiba. Farklı yürüme tarzları vardı kitapta. Şehirde veya kırsalda yürümek; uzun seyehatler veya kısa gezintiler gibi. Filozofların yürümek hakkındaki düşünceleri vardı. Nietzsche, Kant, Thoreau gibi yazarların yürümek hakkındaki fikirleri ve yürüyüş alışkanlıkları vardı. Tek bir konuya geniş perdeden bakan ve derinlemesine inceleyen güzel bir eserdi.
Yürümenin FelsefesiFrédéric Gros · Kolektif Kitap · 20209,1bin okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2019 22. kitabı
! İNCELEME ÇOK FAZLA SPOİLER İÇERİR ! Derine inen karakter analizlerine sahip Elif Şafak romanı. Gurbet romanı. Aile romanı. Bence en çok kavga romanı. Pembe doğduğu topraklarla kavga halindeydi, Adem babasıyla, İskender bütün Dünyayla. Cemile kanaatkardı. Her şey Hüda'dan gelir diyordu. Çok büyüklenmeye kibirlenmeye gerek yok diyordu. Esra anlatıcıydı. En az onun karakterini okudum. İnsan kendini tarafsızca anlatamaz mı acaba? Yunus ise masumluğu ve sevimliliğiyle gözler önündeydi. Gurbetteki insanların yaşadıkları da geniş yer tutuyor kitapta. Memleket hasreti pek yoktu; daha çok ırkçılarla mücadeleri ve bilmedikleri bir dilde, kültürde, coğrafyada sudan çıkmış balığa dönmeleri... İsimlerini İngilizce türevlerine çevirmeleri, 'herkesin ayrı odaları var ben neden kardeşlerimle kalıyorum?' düşünceleri, konuşmaları anlamamak korkusuyla sinemaya gitmeye korkmak... Yabancı ülkede doğan veya büyüyenler uyum sağlayabiliyor tabii ama zaten düşünce yapısı kendi topraklarında oturmuş olanlar gidince bir süre köklerinden koparılan bitkilere dönüyor.  "En derin yaralar ailede açılır." diyor arka kapakta. Gerçekten bu çok açıktı. Pembe annesinin erkek çocuk takıntısıyla uğraştı kitap boyu, Adem babasının alkol sorunuyla, çocuklar bu ikisinin sorunlarıyla. Çocuk yetiştirirken ne kadar dikkatli olunması gerektiğini bir kez daha gördüm.  En sevdiğim karakter ise Zişan'dı. Bir suçun üstüne yıkılması sonucu hapse girmişti. Kadının ölmeyeceğinden ve buradan kurtulacağından emindi. "Hapise girmemin mutlaka bir sebebi olmalı acaba ne?" diyordu. Ve gerçekten buldu o sebebi, gerçekten kadın ölmedi, gerçekten aklanarak hapisten çıktı. En sevdiğim karakter diyorum ama asla gerçekçi değildi Zişan. Bir insanın o sakinlik, tevazu ve teslimiyet havasına girmesi için herhalde avuç avuç
İskenderElif Şafak · Doğan Kitap · 202421,3bin okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2019 16. kitabı
İki farklı arkadaşıma iki farklı psikoloğun önerdiği kitap. Bir tanesi obsesif kompülsif bozukluk için terapi almasına rağmen psikoloğu önermişti hem de. Ben de pdr okuyan bir arkadaşımın kütüphanesinde görünce ödünç istedim. "İstersen vereyim ama ben çok sevmedim." demişti. Okuma tarzına güvendiğim halde "pdrci olduğu için bildiği şeyleri tekrar görmekten sıkılmıştır ondan beğenmemiştir." diye düşündüm. Psikologlar bile bunu öneriyor sonuçta.  Kitabın ana fikri şu; yazın. Bir düşünce sizi rahatsız mı ediyor? Yazın. Stresli veya depresyonda mısınız? Yazın. Bir şeye karar veremiyor veya yapmanız gereken bir şeyi yapacak enerjiyi bulamıyor musunuz? Yazın. O negatif düşüncelerin beyninizin içinde dönüp durmasına, sizi taciz etmesine izin vermeyin. Beyniniz aslında çok basit olan bazı problemleri büyütebiliyor. Yazın, size souk aldırmayan o hisleri somuta dökün ve aslında ne kadar basit ve temelsiz olduklarını görün. Hatta yazarın önerdiği metod kağıdın ortasına bir çizgi çekip sağ tarafa otomatik olarak gelen negatif düşünceleri; sol tarafa da onlara vereceğiniz mantıklı cevapları içermeli. O mantıklı cevapları gözünüzün önünde görmek sizi gerçekten rahatlatıyor. Aslında etrafınızdaki insanların çok bişey yapmadığını, sizin kendi kendinizin kurdu olduğunu fark ediyorsunuz. Her şeyi içselleştirip alındığınızı... En azından bende öyle oldu. Peki bu kitap sana ne kattı derseniz, pek bir şey değil. Her zaman duygusal bir çocuktum. Ergenlikten sonra da melankolik ve olumsuz düşünmeye meyilli bir genç oldum. Bu olumsuz düşünme dediğim şey beni günlerce uykusuz bıraksa da hiç depresyona sokamadı çok şükür. Ve ben bu yaşıma kadar insanın bu beynini kemiren düşüncelerden hep yazarak kurtuldum. Kafamın içindeki seslere Elif Şafak'ın 'Siyah Süt'ündeki gibi isimler verdim (Bu ne
İyi HissetmekDavid Burns · Psikonet Yayınları · 201815,5bin okunma
Puan vermedi·490 syf.··
2019 15. kitabı
İçimde, geceleri çıkıp saatlerce yürüme isteği uyandıran Orhan Pamuk kitabı. Çeşitli nedenlerle Orhan Pamuk ve Nihal Atsız’a karşı bir ön yargım ve okumama tabum vardı. Bu yaz onları yıkmaya karar verdim ve iyi ki vermişim diyorum. İlk Orhan Pamuk kitabım. Çok beğendim. Mevlut karakterinin hayatının ortasından kitaba girip sonra başa yani çocukluğuna dönüp onunla birlikte orta yaşının sonlarına kadar gidiyorsunuz. Bir kere karakteri derinlemesine tanıyorsunuz. Mevlut’un 40-50 yıllık arkadaşıymışsınız gibi, nerde nasıl davranır, neyi söylediğinde ne hissediyordur artık tahmin edebiliyorsunuz. Bu beni mutlu eden bir şeydi kitabı okurken. Çünkü karakter çok gerçekti bence. Ve bence ‘kafasında bir takım tuhaflıklar’ olan pek çok kişinin iç dünyası bu kitapta yazdığı gibidir. Sadece benim fikrim. Dilinden de biraz bahsetmem gerekirse; kitap çok akıcıydı. Özellikle kendinizi hikayenin içinde hissedebildiğiniz için galiba. Seni çok zorlamıyor, bazı felsefi (veya tasavvufi) denebilecek düşünceler var kitapta ama boğmadan; Mevlut ile birlikte düşünüyorsunuz genelde. Bir de dönemi çok güzel tasvirlemiş Orhan Pamuk. 98 doğumlu biri olarak o siyasi çalkantıları hiç görmememe rağmen içinde hissedebildim kendimi. Solcuların düşüncelerini, (daha az olsa da) sağcıların düşüncelerini ve ne sağcı ne solcu olanların o karmaşada işine gücüne bakmaya çalışmalarını; gerçekte tarafsız görünmeye çalışırken içten içe bir tarafa veya her iki tarafa da kızmalarını görebildim kitapta. Bu görüşlerde bir aşırılık da yoktu bence. Dönem tasvirlerinden diğeri İstanbul’du. 50 yıllık süreçte İstanbul’daki değişimler de ustalıkla betimlenmiş, Mevlutla birlikte şaşırarak fark ettim her şeyi. İNCELEMENİN BURADAN SONRASI SPOİLER İÇERİR. Pek çok önemli karakter vardı kitapta. Rayiha ve Samiha da bu
Kafamda Bir TuhaflıkOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202416,3bin okunma