Elif

Elif
Günün birinde ya çıldıracağız, ya Dünya'ya hakim olacağız. Şimdilik bir rakı parası bulmaya çalışalım ve parlak istikbalimizin şerefine birkaç kadeh içelim. İçimizdeki Şeytan - Sabahattin Ali
Avukat
Üniversite
Ankara
Ankara, 13 Ocak 1998
89 okur puanı
Haziran 2016 tarihinde katıldı
Ölen polisin ailesine hükümetçe 20 lira yardım yapılacağı haber alınmış! Yirmi lira ... Bu kadar ucuzladı mı Türk canı? Kaç çuval kömür alınır yirmi lirayla, kaç ekmek alınır? Geçende yirmi para zam edildi, 17 kuruş oldu ekmek. Yapılan yardım 120 ek­mek!... Ailesi beş nüfusluysa ... Günde birer ekmekten 24 günlük yavan ekmek parası. .. Evet, şaşılacak kadar ucuzladık aziz komu­tanım, 'ciğeri metelik etmez' derler ya, işte öyle olduk! yuf bize!
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yoksullar sadece daha bir hayat istemezler, hayır; aynı zamanda daha iyi bir özdeğer duygusu da isterler, bilinç düzeyinde, büyük bir haksızlığın acısını çektiklerini ve bunun için dünyanın onları kahraman sayması gerektiğini düşünürler. Ve gerçekten de öyledirler. Yaşlandıktan sonra artık biliyorum ki tek gerçek kahraman onlar. Diğer her kahramanlık bir vesile sonucu ortaya çıkar; bazen de mecburi ya da kibirlidir. Fakat altmış yıl boyunca yoksul olmak, aile ve toplum karşısında hiç ses çıkarmadan görevini yapmak ve bunu yaparken insanca, haysiyetli ve hatta belki keyifli kalmak; Gerçek kahramanlık budur.
Sayfa 198·Kitabı okudu
Ama onun güzel çiçekler gördüğü yerde benim keder ve acı gördüğüm gerçeğini hiçbir şey değiştiremezdi. Aynı şey ikimizi de hüngür hüngür ağlatabilirdi ama gözyaşlarımızın tadı aynı olmazdı.
Sayfa 25·Kitabı okudu
İçime bir şey yerleşmişti, ağır ve kunt bir şey. O şey orada kalmaya devam etti ve ben onu söküp atmanın bir yolunu bulamadım. Yaşamak ben böyle bir şey olmalı diye düşündüm; insanın çok sonraları, "Yıllar önce, gençliğimde," diyerek anacağı dönemin başlangıcı olmalıydı bu.
Sayfa 21·Kitabı okudu
İşsiz olmak, yararsız olmakla eşleştiriliyordu, ya­rarsız olmak ise anlamsız bir yaşam sürmekle. Sonuç olarak has­taları, gençlik dernekleri, kamu kütüphaneleri ve benzeri işlerde gönüllü çalışma konusunda ikna etmeyi başardığımda, bolca sa­hip oldukları boş zamanlarını ücretsiz, ancak anlamlı bir uğraş­la doldurmaya başladıkları an, ekonomik durumlarının değişme­mesine ve duydukları açlığın aynı olmasına karşın, yaşadıkları depresyon ortadan kalkıyordu. Bundan çıkan gerçek, insanın sa­dece refahla yaşamadığıdır.