"İnsanlıktan ümit kesmedim, fakat insana güvenmiyorum.Bir kere bağları çözüldü mü; o kadar değişiyor, o kadar kurulmuş makine oluyor ki... bir de bakıyorsun ki, o sağır ve duygusuz tabiat kuvvetlerine benzemiş."
Hayır insan sadece ölürken ayrılmıyor, arkada bırakmıyordu.Belki bütün ömrünce her an birçok şeyler onu arkada bırakıyordu.Sonra olduğu yerde birdenbire kabuklaşıyor, çok ince,görünmez bir şeyle o anda etrafında olanlardan ayrılıyordu. "Biz mi gidiyoruz, onlar mı?.." Sual buydu...
Çok karanlık, çok siyah, sessiz bir yer istiyordu.Tıpkı annesinin mezarı gibi bir yer. ...
Çocukların güneşte kırılmış ayna gibi insana batan berrak çığlıklarla gülüp konuşmadıkları bir yer...