Maximillien

Maximillien
@Maximillien
Evli
Üniversite
İstanbul
İstanbul
79 okur puanı
Nisan 2019 tarihinde katıldı
Kubilay olayı ve Laikliğin önemi..
Bundan 89 yıl önce İzmir Menemen,de genç bir öğretmen Radikal İslamcı güruh tarafıfndan şehit edildi. 23 Aralık 1930 günü Derviş Mehmet, yeşil bayrağı alarak kendisinin Mehdi olduğunu, arkasında 70.000 kişilik halife ordusu bulunduğunu, öğlene kadar bu bayrağın altında toplanmayyanların kılıçtan geçirileceğini söylemiştir. Halka "ey Müslümanlar, ne duruyorsunuz; Halife Abdülmecit hududa geldi, Sancak-ı Şerif çıktı, gelin altında toplanalım, şeriat isteyelim" şeklinde seslenmiştir. Olay üzerine gönderilen öğretmen-asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay gözdağı vermek için mermileri olmadığından askerlerine süngü taktırmış ve askerlerini arkada bırakarak asilerle görüşmeye çalışmıştır. Yaptıklarının kanunsuz olduğunu, dağılmaları gerektiğini söylemiştir. Bekçi Hasan ve Şevki Beyler asilerce öldürülmüş Kubilay da vurularak yakındaki camiye sığınmıştır. Yobazlar tekbir sesleri arasında bağ bıçağının testereli kısmıyla başını keserek sopa üzerine dikerek Menemen’de dolaştırmışlardır. Atatürk’ün olaya tepkisi şöyledir: “Bu ne haldir, mürteciler hükümet meydanında ordunun subayını din adına boğazlayabiliyorlar. Binlerce Menemenliden kimse çıkıp mani olmuyor, bilakis tekbirle teşvik ediliyorlar. Yunan idaresi altındayken bu hainler neredeydiler? Onların namusunu ve dinini kurtaran Ordunun bir subayına reva gördükleri bu saldırının cezasını yalnız hain katiller değil, hepsi en ağır şekilde çekmelidir. Bu, Cumhuriyetin ve bizim başımızı kesmektir. Bundan bütün Menemen sorumludur. Bu kasabada “Vilmodit” ilan edilmeye müstahak olmuştur. Atatürk “Menemen’i yakınız” isteğinde bulununca İçişleri Bakanı Şükrü Kaya “Paşam, bana itimat buyurunuz, olayı en ince ayrıntılarına kadar incelemiş bir sorumlu bakan sıfatı ile böyle bir hareketin lüzumuna kail (inanmış) değilim’ demiştir. Atatürk de
Reklam
Bakunin,den inciler..
Bu sistemde halk, sürekli olarak, bir çömez, bir öğrenci olarak kalacak ve kendisine ait olmayan düşüncelerin,isteklerin ve nihayet çıkarların aracı olmaya devam edecektir. Bu durum ile bizim özgürlük olarak adlandırdığımız - ve aslında tek gerçek özgürlük olan- durum arasındaki fark ancak uçurum sözcüğüyle tanımlanabilir. Bu durumda, eski baskı ve eski kölelik, yeni biçimler altında varlığını sürdürmeye devam eder. Ve köleliğin olduğu yerde, yalnızca sefalet ve zulüm değil, hem ayrıcalıklı sınıflar hem de kitleler arasında hüküm süren, gerçek bir toplumsal materyalizm de ortaya çıkar.
Fontamara ve Faşizm
Puan vermedi
Dün siteden bir arkadaşın okuduğunu görünce tekrar okudum bu mükemmel kitabı. Bizim memlekette işler hep korkarak ya da korkutarak yürüyor. 60'larda “Bu kış komünizm gelecek!”. 90'larda “İrtica geliyor!”. 2 binler “PKK!”. Şimdilerde “FETÖ!”, “Beka meselesi!”, “PKK!”, “HDP!”, “Kürtler!”, “Sandık”, “YSK”, “Çaldılar!” ve dahası… Ömrümüz hep korkutulmakla ve korkmakla geçiyor kısacası. Neyiin ne olduğunu bilmediğimiz vak’alarda binlerce can yitip gidiyor. Hepsinin acısı içimize çöküyor. Gün geliyor o acılar “haber” bile olmuyor. ‘Ya bir gün korkutamazsam!’ diye sorgulamıyor korku salıcı. Korkuttukça korkutası geliyor hatta. Korkunun dozunu arttırdıkça daha da korkunçlaşıyor. ‘En çok korkutanın en çok korkan, yani kendisi’ olduğunu fark etmiyor. Kendisiyle yüzleşmiyor. Korkularının esiri olmaktan kurtulamıyor. Edinimlerini kaybetmekten korkuyor haliyle. Kaybetmemek için de daha fazla korkutuyor. Korkutan kişi bilmiyor ki korkuyla düzen sağlanmaz. Ve korkutan kişi bilmiyor ki, haksızlığa uğrayan insanlar bir yerden sonra artık “hiç” korkmaz. FONTAMARA Toplumcu Gerçekçilik akımına yönelik yazdığı romanlarında Mussolini İtalyasını, özellikle güneyli fakir köylülerin hayatını anlatan Ignazio Silone, Fontamara kitabındaki bu pasajda korkunun ne kadar korkutucu olabileceği bakın nasıl anlatmış: “Peki ama neden korkuyorlar?” “Neden olduğunu kimse bilmiyor. Sadece korkudan. Bir milleti bir kere korku sararsa artık bunun izahı yoktur. Bu hastalık herkese geliyor, insanı tepeden tırnağa sarıyor. Bunun için, yalnız rejim düşmanları korkmuyorlar; ötekiler, şu faşist dedikleri adamlar çok daha fazla korkuyorlar. Onlar da bu işin böyle sürüp gidemeyeceğini biliyorlar, hem söylüyorlar, ama bundan korkuyorlar. Ne diye düşmanlarını öldürüyorlar? Korkudan. Ne diye boyuna polisler
FontamaraIgnazio Silone · Kor Kitap · 2019405 okunma