Aklımda dolaşan onlarca kelime var. Böylesi bir baş yapıtı anlatmaya sayfalar yetmez sanırım. Uzun uzadıya yazarı da övecek değilim, ihtiyacı da yok zaten. Galiba Anna'yı anlatmak ya da anlamak, en iyisi...
Anna Karenina; genç, güzel, akıllı, soylu bir kadın. Bir eş ve anne, ihtiyacı olan her şeye sahip, sevgi hariç... Hayatındaki tek eksik şey sevgi ve bunun yokluğunu karşısına gerçekten sevdiği erkek çıkınca anlayan bir kadın Anna...
Yasak aşkın hikâyesi mi demeliyiz bu esere? Linç etmeliyiz Anna'yı belki de, yerden yere vurmalıyız, evliyken nasıl başka birine kalbini verebilir, çocuğunu terkedebilir? Boşanmadan başka bir erkekle yaşayabilir? Topluma kötü örnek olabilir? Bunun gibi onlarcası...
Ya da önyargılarımızı bırakıp bir kenara, anlayabiliriz belki Anna'yı.. kadınca, insanca...
Anna Karenina 19.yüzyılda Rusya'da bunları yaşıyor ve okurken biz de bu yaşananlara şahit oluyoruz.
Lev Tolstoy büyük bir aşkı anlatmış bizlere Anna ve Vronski üzerinden. Rusya'nın sosyo-ekonomik-siyasi durumunu anlatırken büyük bir aşkı resmetmiş ya da büyük bir aşkın içinde Rusya'nın tarihi panaromasını gözler önüne sermiş diyebiliriz.
Önce eş oldun Anna, sonra anne sonra sevgili. Bütün rolleri ayrı ayrı oynadın. En çok sevilmek istedin ve daha çok sevilmek. Sessizliğinin de duyulmasını istedin, haykırışının da... Çıkış yolu ararken daha da çıkmaza girdin ve sonunda kendince en doğrusunu yaptın...
Anna'nın sessiz çığlıklarına şahit olmak isterseniz, ya da Kiti'nin anlam arayışına Levin'in hezeyanlarına inanç sorgulamalarına, Doli'nin yaşam mücadelesine, işçi emekçinin hak arayışlarına, zengin fakir farklılıklarına, din sorgulamalarına, sınıf ve cinsiyet ayrımcılığına.... Lütfen hayatınızın bir döneminde bu eserle tanışın. Benim hayat yolculuğumda, bana