Frankenstein sendromunu; insanlık olarak kendi yarattığımız şeylerin kontrolden çıkıp bizi yok etme korkusu olarak tanımlanir…Guc hirsi olan i sanlari ne de guzel anlatiyor…
Yasar Kemal’ in bu essiz ve betimlemesi zengin romaninda, uzun ve zorlu yolda yürüyenler anlatılır. Bir çile yürüyüşüdür bu; varacakları yerde onları sadece ayakta kalmak mücadelesi bekliyor olsa da, her yürüyüş bir umuttur. Pamuklar toplanmadan Çukurova'ya ulaşmak, çileye ve umuda da ulaşmaktır.
Göç sırasında karşılaştıkları talihsiz durumlardan dolayı pamuk toplama zamanı geçmeden Çukurova’ya gitmeye çalışan bir ailenin başından geçen zorlu hayat mücadelesi anlatılmaktadır....
OrtadirekYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20183,469 okunma
Kimsenin önemsemediği overlokçu bir kızın cinayeti bile önemli sırlar içerir. Katil ve maktul apaçık ortadaymış gibi görünse de hakikat çok derinlerde gizlenmiş olabilir. Ama ne kadar gizlenirse gizlensin, Başkomser Nevzat bu karanlik cinayetleri aydinlatmak icin harekete geciyor...
“Ne yaparsak yapalım, sanki mağlubiyete mahkûm gibiydik, hep hayal kırıklığına yazgılı… Ne yaparsak yapalım beyhudeydi, bir türlü çıkamayacaktık bu derin, bu kanlı çukurdan. Yıkımlar, ihanetler, isyanlar… Zulüm, yolsuzluk ve yoksulluk. Ne varsa devr-i Abdülhamit için söylediğimiz, hepsi tekrar yaşanıyordu bizimle birlikte. Uğursuz bir döngü gibi olaylar hep kendini tekrar ediyordu bu coğrafyada… Ve insanlar, buğday taneleri gibi ezilip gidiyordu tarih denilen o değirmenin taşları arasında.”
Kitabin bu kesiti romanı o kadar anlatiyor ki...
Baska soze ne hacet...
Müthiş, sürükleyici, akıcı, ilginç cemaat ya da tarikatların insanları nasıl köle-kul haline getirdiklerini anliyorsunuz...Kitap muthis bir surukleyici havada okunuyor...Basliyorsunuz ve nasil bittigini farketmiyorsunuz..