“Doğru. Hem uslu durursan bir de ip veririm, koyununun boynuna takarsın.
İpi bağlayasın diye bir de kazık veririm.”
Küçük Prens söylediklerime şaşmıştı:
“Bağlamak mı? Amma da saçma!”
“Ama bağlamazsan çıkar gider, kaybolur.”
Dostum bir kahkaha daha attı:
“Nereye gidebilir?”
“Nereye olursa. Gözünün alabildiğine.”
Küçük Prens ciddi bir sesle:
“Zararı yok,” dedi, “bizim orada her şey öyle küçüktür ki!”
Sonra, belki biraz da üzüntüyle, ekledi:
“Gözünün alabildiğine de gitsen pek uzaklaşmış olmazsın bizim orada.”
“Demek sen de gökten geliyorsun,” diye ekledi. “Hangi gezegendensin bakalım?”
Birdenbire varlığının gizemli karanlığında bir ışık yakaladım. Hemen sordum:
Ama kötü bir bitkiyse görür görmez kökünden söküp atmalıyız onu. (S 26 Küçük Prens den)
...
Hızır Musa buluşmasında üçüncü örnek vaka da; Hızır iyi bir anne babanın küçük yaştaki çocuğunu boğarak öldürür.musa Nebi, Hızır nebiye isyan eder ,nasıl bir cana /çocuğa kıyarsın diye.