64 sayfalik bu kitapta ;
özel,güzel,hikmetli,felsefik,
güç veren, umut veren,gelecek vaad eden,
kural koyan ,racon kesen,öğreten ,düşündüren 64 tane cümle bulamadım.
SADECE ,Bir tane "Amok Koşucusu" kavramını öğreniyorsunuz.
Amok koşucusu bir malezyalı iken bir bakıyorsunuz,beyaz kadınsız sekiz sene yaşamış bir doktor "Amok Koşucusu" oluyor.
Onu izlerken kocasız altı ay yaşamış bir kadının "Amok Koşucusu" olduğunu öğreniyorsunuz.
Sonra Genç bir subayın "Amok Koşucusu" olduğunu öğreniyorsunuz.
Sonra altı aydır kadınını görmeyen bir tüccarın "Amok Koşucusu" olduğunu zannetmeye başlıyorsunuz.
Acaba sarı benizli hizmetçi de bir "Amok Koşucusu"muydu diye düşünüyorsunuz.
Sonra kırsalda yaşayan sarı benizli kadın kölelerin beyaz erkek efendiye tanrı gibi bakışlarını görüp bunlarda bir "Amok Koşucusu" mu diye soruyorsunuz.
Sonra Stefan Zweig'e dönüp
-Yazar,sen hangi şeyin/ objenin/arzunun "Amok Koşucusu" sun diye sorasınız geliyor.Ve en sonunda:
-Ben hangi "Amok Koşucusu" yum diye titremeye/öksürük gıcığına,başlayıp kitabı firlatiyorsunuz.
Bir saat harcanacak bir kitap değil.
59 dakikada okursanız düşündürte biliyor.
İyi düşünceleriniz olsun.