Bir hayal tutturmuştum
Gözlerinden dilimin ucuna düş’en
Kurak gecede
Biraz kağıtların estiği siyah mürekkep izleriyle
Paslı bir kafesti suretin
Açmaya cesaret edemediğim
Mandallarla kaç itiraf, ihtiras mektubu kuruttuğum
Kaç bilinmezli denklemlere gebe
Yaslı bir kafes
Velev ki hatırladın
Aklına esti bir deniz kokusuyla
Tuzlu, matem yollara düştün
Beni kaldırımlardaki o serçe adımlarında hatırla
Tuttuğun ellerimde hâlen kanayan
Bölük pörçük vaatlerimizle..
Mert Aykut
En kalabalık yalanlarımı sıraya dizecektim. Korkup kaçacaktı azınlık kelimeler. Ölümüme meydan okuyacaktı belki sol yanımda duran et. Başına buyruk kelimeler kaçacaktı belki, zelzele olacaktı sesimde. Ama sen bilmeyecektin...