"Gerçekten onun karnını deşmek istiyor muydunuz?"
"Tabii ki hayır. Korkutmak için yaptım bunu."
"Karnını deşseydiniz ne çıkardı içinden? Bağırsak mı, yoksa oyuncak bebeklerdeki gibi kıtık mı?"
Gülerek ve dostça yanağımı okşadı:
"Bir şey söyleyeyim mi sana, Zeze? Sanırım bok çıkardı..."
Küçük İsa beni neden sevmiyordu? O ki, doğduğu ahırda bulunan öküzü ve eşeği bile sevmişti. Ama beni, hayır. Belki de, şeytanın vaftiz çocuğu olduğum için benden öç alıyordu. Ama Luis hak etmemişti bunu, çünkü o bir melekti. Gökyüzünün melekleri ondan daha tatlı olamazlardı...
Totoca bana bir dirsek attı. Ayıldım.
"Nen var Zeze?"
"Hiç. Şarkı söylüyordum."
"Şarkı mı söylüyordun?"
"Evet"
"Öyleyse ben sağır olmalıyım."
İnsanın içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor muydu yoksa? Bir şey demedim. Bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim.
"Totoca, çocuklar emekli midirler?"
"Ne?"
"Edmundo dayı hiçbir iş yapmıyor, ama para alıyor. Yani çalışmıyor, ama belediye ona her ay para ödüyor."
"Bunda şaşılacak ne var?"
"Çocuklar da bir şey yapmıyorlar; yemek yiyorlar, uyuyorlar, sonra da analarıyla babalarından para alıyorlar."