Kitabın konusu ve olay örgüsü güzel, merak uyandırıcı, keyifle okunacak, güncel olan bir konu idi. Açıkçası eşcinselliğe Güney Kore toplumunda nasıl bakıldığını merak ettiğim için de beklentimin yüksek olduğu bir romandı. Ancak çeviri mi yoksa orjinal yazım mı böyleydi bilmiyorum ama mütemadiyen şimdiki zaman kullanılması beni inanılmaz yordu ve kitaptan alacağım keyfi önemli ölçüde azalttı. Geçmişten, o andan ve gelecekten sürekli olan -yor ile biten cümlelerle bahsedilmesini sevmedim. Belki bir hikmeti vardır ama bana geçmedi o hikmet :) Romandaki anne kızın bence en başından yani kızın çocukluğundan beri iletişimleri sorunlu imiş, yani hiç sıcak bi anne kız ilişkileri olmamış, o yüzden de ayrıca üzücü bi hikaye bence :/ ne olursa olsun bir anne ve kızının birbirine her koşulda destek olmasını istiyor insan. Ayrıca asıl hikayenin yanında sürüklenen baş karakterin bakımını yaptığı hastanın yalnızlığı da beni düşündüren, canımı sıkan bir detaydı, Allah kimseyi bakıma muhtaç etmesin :)
Birçoğumuz gibi ben de yazarla Yaşamak kitabı ile tanıştım. Kitabın bazı yerlerinde hüngür hüngür ağladığım, elimden bırakamadığım için de sonraki Kanını Satan Adam kitabını okumaya çekindim. Bu kitabı ise görür görmez kapak tasarımı ve arka kapak yazısı ile delice merak edip okumaya niyetlendim. Arkadaşımda da görünce hemen kendisi daha okumadan ödünç alıp okudum :) yine yer yer beni şöyle bir koltuğumda dikleştiren güçlü bir anlatım ve hikaye var. Önceleri karakterler ve hikayeleri birbirinden bağımsız gibi geliyor, isimlere vs dikkat etmiyorsunuz. Buna dikkat edin yazar hikayeyi ilmek ilmek işlemiş her şey herkes birbiriyle görünmez iplerle bağlı. Yalnızlık olgusu ile derdi olanlara tavsiye etmem. Zira ana tema, öldükten sonra yasını tutan kimse olmayan ve hatta mezarı bile olmayan ölülerin nereye gittiği, neler hissettiği ile ilgili ... gerçekten de okudukça durup düşünüyorsun öldükten sonra yasını tutacak, seni hatırlayacak kimse yoksa ne olur, yaşadığın hayatın nasıl bir anlamı olur ki ? Ana karakterimiz hikayesi de çok duygusal, çok da gerçek bence, aile dediğin seni dünyaya getiren midir yoksa büyüten midir ? Hangisi daha evladır, insan biyolojik ailesine nasıl yabancılaşır? Bir kimse kendi kanından olmayanı nasıl bu kadar hayatının merkezine koyar, nasıl bir sevgidir bu ? Kafamda deli sorularla okudum, çok etkilendim.
Yedinci GünYu Hua · Jaguar Kitap Yayınları · 20251,970 okunma