Efenin karanlık yüzü birden ışıdı. Bağırdı: “Gel hele, gel Mustafa Ali. Bu ne hal? Noldu Yenipazara?”
Mustafa Ali geldi Efenin karşısında durdu. Yüzü sapsarı kesilmişti. Konuşmuyordu. Hoş geldiniz bile diyemedi.
“Bir hal mı var Mustafa? Bir kötülük mü?”
“Yok Efem.”
“Ya bu ne?”
“Sen...”
“Söyle, kara dinini...”
“Sen... Sen...”
“Söyle, söyle len...”
”Sen geliyorsun diye... Kaçıp saklandılar.”
“Nereye?”
“Çoğu evlerine. Kimi de ovaya kaçtı.”
“Ya sen neredeydin?”
“Biz de, memurlar, hep hükümet dairesinin bir odasına dolduk.”
“Candarmalar?”
“Onlar da karakola girip içerden sürgülediler.”
Bu, Efenin hoşuna gitti.
“Gördün mü Hacı, ettiğimizi!”
Hacı ha bire gülüyordu.
“Mustafa git candarmalara söyle de çıksınlar. Biz misafir geldik. Misafir böyle mi karşılanır sizde?”