Bu ülkede, bir kere olsun biri hak ettiği cezayı almayacak mı ulan?
Blz ne yaşıyoruz? Neler oluyor bu ülkede? Çocuk görünümlü itler nasıl bu kadar rahat bir şekilde el kol geziyor? Nasıl istediği yerde istediğini tarayıp hayatına devam ediyor?
Bir vekilin kızı çıkar arabayla insanları ezer, elini kolunu sallayarak o mahkeme salonundan çıkar; bir hırtın kafası atar gider masum Ahmeti defalarca bıçaklayarak katleder, mahkeme salonunda gevşek gevşek hareketleri ile hem aile ile hem de vicdanımız ile dalga geçer ve karaktersiz yakınları bu it ceza almadıktan sonra mahkeme salonunda sevinç gösterisi yapar.. Biz neler yaşıyoruz?
Bugün de birbirinin kopyası olan akıl almaz olaylar yaşandı. Maraş'ta bir it alıyor silahları çantasına, okulda gördüğü herkese ateş açıyor. Onlarca yaralı var ve o itin öldü gibi gösterilip tankla okuldan çıkarıldığı iddaa ediliyor.
Bir kere olsun ceza alın lan. Vekilin, polisin, siyasetçinin, bakanın, herhangi bir yetkilinin oğlu/kızı bir kere olsun yediği halttan sonra ceza alsın. Bir kere olsun suçlu yaptığı hareketin sorumluluğuna katlansın. Biz bu ülkede meb başkanının "Tarikatlarla protokol imzaladık" sözlerini konuşmamız gerekirken durum çok daha vahim, çok daha acınası. Durum artık bu ülkede herhangi bir insanın can güvenliğinin olmaması. Herhangi bir itin, canları aldıktan sonra ceza almayacağından emin olması. Durum bu ülkede herhangi bir ahlaki değerin kalmamış olması.
Acılıyım. Gözlerim dolu ve kalbim sızlıyor. Bu ülkede yaşananlar her geçen gün daha çok zoruma gidiyor. Atatürk gibi bir lideri olan bu ülke, her geçen gün daha da karanlık bir yer haline geliyor.
Hayat bize ne gösterecek bilmiyorum ama bazı şeyleri ne yaşanırsa yaşansın içimden silemiyorum çünkü silmek istemiyorum. Belki bu sefer olacak, belki yine aynı süreçler yaşanacak, belki mısralarımda dilediğim "sonsuz olmayı" başarmak daha da çetrefilli olacak ve belki de kocaman bir hiç olacağız. Hangi senaryo olacağını belirlemek bizim elimizde ve zamanı gelince konuşulması gerekenleri erteleyerek kendimizi derin bir belirsizliğe sürüklüyoruz. En az ayrılık kadar acı veren, sevimsiz bir belirsizlik. Biz bu yollardan birini beraber seçene kadar ben elimde kalan son şeye tutunacağım. Albümümüzü silsem, fotoğrafımızı yırtsam da dokunmaya kıyamadığım o şeye. Belki de ileride en kıymetli mısralarım diyeceğim o şiire:
"Bir Soru İçin"
10/07/2025
Devam ediyorlardı
İki yarım kalp olarak nefes almaya çalışmaya
birbirlerini öfke ve kırgınlıkla anmaya
ve her şeye rağmen
aynı isimleri haykırmaya
devam ediyorlardı
Çıkışı olmayan bir labirente düşmüştü zavallı ruhları
Kör olmuş gözleri ışığı görmüyordu,
çıkışı seçemiyordu,
yolunu bulamıyordu.
Bu aciz vaziyetten
hiçbir güç onları çıkaramıyordu
Birbirine mukadderat kılınmışlardı onlar
Öylesine çıkmaz, öylesine çaresiz
Toprağında rüzgarlara karşı bir gül gibiydi onların hali
kokladıkça hayat veren
sarıldıkça dikeni kesen
rüzgarlara karşı duran
bir gül
Anımsayacağız
Alalade bir günde
belki bir sahil kenarında
belki de sakin bir parkta
uzaklara dalıp gittiğimiz bir anda
yapışacak yakamıza düşünceler bir alacaklı gibi
Kurulan o güzel hayalleri
geri almak ister gibi
Yeni bir hayalin şafağına
Uyanmak zorunda bırakır gibi
Anlayacağız
Ben
kalbimde saklı bir hatıranın içine düştüğümde
Sen
bir daha böylesi sevilmeyeceğini idrak ettiğinde