Öyküler sözlü kültürlerin can damarı, masalcı ise kabile ya da topluluğun yüreğidir. Masalcı, öykülerin bütün sistem boyunca dolaşmasını sağlar. Anlattığı öyküler rastgele, üzerinde düşünmeden anlatılan sıradan öyküler değildir, bunlar insanların beklediği, duymayı umduğu ve ana hatlarıyla zaten bildiği öykülerdir. Öyküler, insanlara kim olduklarını bir kez daha anlatır, inandıkları şeyleri hatırlatır; bu öyküler
topluluk üyelerini birbirine bağlar. Masalcı, öykülerinin ağında her şeyi yakalar: tarih, gerçek, kahramanlık, din, felsefe, ahlak, sevgi. Bu öyküleri anlatan lider -genellikle erkektir ve genellikle yaşlıdır- ayrıcalıklı konumuna yıllar boyu edindiği deneyimler sayesinde gelmiştir. Herkes adına
konuşmaya, herkesin "sözcüsü" olmaya hak kazanmıştır. Walter Benjamin'in sözlü kültürlerde öykü anlatımı hakkın da söylediği gibi, “Gerçek yaşamın dokusu içine yedirilmiş nasihatler bilgeliğe dönüştür.” Sözlü kültürlerin masalcıları,
modern yazılı kültürlerin yitirdiği bir kavram olan bilge insan konumuna gelirler.