-Hani yarınlar daha güzel olurmuş diyorlardı Olric. Bu yaşadığımız gün de dünün yarını değil mi?
-Kandırıyorlar efendim, kandırıyorlar...
Tutunamayanlar-Oğuz Atay
Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.
“Daha çok anlat” dedim.
“Hoşuna gidiyor mu?”
“Çok. Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”
“Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”
“Gider gibi yaparız.”
Şeker Portakalı, José Mauro de Vasconcelos·Kitabı okudu
Onu düşünmekten kendimi alamıyorum, şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.
Kalbimi söküp alan çok içime işleyen bir kitaptır bu. Öyle ki sokakta buldup ve sahiplendiğim kedimin ismini Zeze koymuştum.
Zezenin çocukluğunun zehirlenişinin hikayesidir Şeker Portakalı. Bir büyüme hikayesidir, çocukluğun katlidir. Çocuğu katleden yetişkinlerdir. Kim bilir, belki çocuklukları başka yetişkinler tarafından katledilmiş yetişkinler...