Alice Harikalar Diyarında kitabını okumak açıkçası uzun zamandır aklımın ucundan bile geçmiyordu. Kalpsizi okuyana dek...
Kalpsiz’i o kadar çok sevdim ki Kalpsiz’in oluşmasını sağlayan, Marissa Meyer’in aklına böyle muhteşem bir kurgu getiren bu kitabı okumazsam ayıp ederim diye düşündüm. Tabiki temel olarak neyi anlattığını, herkes gibi ben de biliyordum fakat hiç okumamıştım.
Alice Harikaları Diyarında öyle bir kitap ki ne taraftan bakmak isterseniz o taraftan bakabiliyor, nasıl anlamak isterseniz o şekilde anlayabiliyorsunuz. Hiçbir araştırma yapmadan, yazarı tanımadan okursanız, küçük bir kız çocuğunun muhteşem hayal gücünü ve maceralarını okumuş oluyorsunuz. Yok eğer altında yatan bir anlam var mı acaba diye merak ediyorsanız birazcık araştırmayla Alice Harikalar Diyarında'yla ilgili bir sürü teori bulabiliyorsunuz. Fakat bu teorilerin dinden dine, bakış açısından bakış açısında, ülkeden ülkeye değiştiğini unutmayarak okumanızı öneririm. Diğer türlü okuduğunuz bu yazıların birbiriyle tutarlı olmayacağını fark edebilirsiniz ve tamamen saçmalık şeklinde düşünebilirsiniz.
Ben, kitabı hiçbir araştırma yapmadan okudum ve bitirdiğimde bu kitap neden bu kadar ilgi görüyor diye merak ettim açıkçası. Bunun üstüne birkaç kitap incelemesi ve Alice Harikalar Diyarında'yla ilgili teorileri araştırmaya başladım. Okuduğum şeyler bana, yok artık 106 sayfalık kitabın neresinden bu kadar çok subliminal mesaj çıkartmışlar dedirtti.
Elbette yazıldığı dönem ve o dönemdeki koşullar hatta orijinal dilinden okumuyor oluşumuz bile birçok anlamı değiştirebilir fakat bambaşka bir kitap yapamaz diye düşünüyorum. Yapılan teorilerin hiçbir kaynak gösterilmeden ortaya atılması da açıkçası bu görüşümü destekledi.
Tüm bu altında aranan subliminal mesajları bir kenara bırakacak olursak kitapta
"Ama neden? Neden bir kuzgun yazı masasına benzer?"
Cath kapının kolunu tuttu. "Benzemez," dedi kapıyı açarken. "Bu aptal bir bilmece sadece. Saçmalıktan başka bir şey değil!"