“Bir ölümü anlatmak, onu yaşamaktan daha kolay değil.” (Sayfa 68) diye belirttiği Bahçıvan ve Ölüm’de babasının ölümünü anlatmış bizlere yazar Georgi Gospodinov
Cemal Süreyya’nın “Sizin hiç babanız öldü mü” şiirinde belirttiği sorusuna cevap verimişçesine “Tam on yedi yıl önce, babam ilk kez öldü” (sayfa 44) diyor.
Evet bir insan bir kez ölür, ama sevdiğiniz insanın ölüm sürecinde siz onu birkaç kez öldürürsünüz zihninizde. Acilen hastaneye kaldırırlar babanızı, siz kafanızda ölecek diye kurarsınız… Uzaktaysanız anneniz arar, ölüm haberi diye kafanızda kurar, o birkaç saniyelik telefon çalma sürecinde başka bir acı yaşarsınız… Hastaneden ararlar, bu kez kaybettik diyip çökersiniz olduğunuz yere, gözyaşlarınız dökülüverir ama hepsi başka bir şey çıkar. Ama sizin kafanızda kurduklarınız hem sizi hem yakınınızı öldürür. Öyle ki ölüm haberi geldiğinde belki de bu üzüntüyü daha az yaşar kalp.
“Babam öldü ve babam ölüyor tümüyle farklı iki cümle. İlki bir olgu, bir sonuçtur, ikincisi - bir roman.”
(Sayfa 79) Kitabı özetleyen bir cümle belki de. Bir roman okuyoruz bu kitapta; ama bana daha çok yazarın anılarından oluşan bir hatıra defteri gibi geldi. Kurgulanmış bir hikayeden çok yazarın babasının ölüm sürecinde yaşadıkları, bir günlük niteliğinde yazdıklarını okuyoruz. Yazarın başka bir eserini okumadığım için onun roman türü için edebi dilini veya başarısını değerlendirebilmenin uygun olmadığı bir eser bence. Tabi ki bu anlarda yazabilmek, bunları not edebilmek bir başarıdır; fakat edebi tür olarak anı veya günlük olarak gördüğüm bir eser oldu benim açımdan.
Kitapta oldukça duygusal ve gerçekçi cümleler var, etkilenmemek elde değil. Konu da ölüm gerçekliği olunca bu etkileyicili artıyor, kitabın bu popülerliğe ulaşmasında ben bu faktörün etkili olduğunu düşünüyorum. Bulgar yazarın
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma