Kitap Misâfîri

Kitap Misâfîri
İzmit, 1983
1.113 kütüphaneci puanı
1839 okur puanı
Ocak 2016 tarihinde katıldı
Çabuk Okuyun
7/10
·104 syf.··
2026 25. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 23:30
“Sabırsızlık yirminci yüzyılın özelliği” diyen Georges PerecGeorges Perec’e nazire yapan Jean-Louis FournierJean-Louis Fournier, yirmibirinci yüzyılın hastalığı olan sabırsızlığı Bekleyecek Vaktim Kalmadı ArtıkBekleyecek Vaktim Kalmadı Artık başlığı ile anlatıyor. Evet teknoloji bağımlılığı ile yarışır bir hastalık, sabırsızlık. Herkesin acelesi var çünkü bu hayatta. Herkes ölüme mi yetişmeye çalışıyor acaba? Alışverişte sıra beklerken birinin önüne geçeriz, ulaşım aracına binecekken birine omzu koyup kendimiz bineriz, araba kullanırken yavaş olanın önüne kırıp kırmızı ışık yanmadan biz geçeriz; çünkü bekleyecek vaktimiz yok. Halbuki eskiden otobüs, tren, metro, uçak gibi ulaşım araçları yoktu; eskiden son model arabalar yerine at arabaları vardı ve alışveriş yapacak yerler çok azdı. Birine ulaşmak istediğinde insanlar birbirine mektup yazardı, haber almak için uzun süre beklerlerdi. Bunlara rağmen eskiden insanların acelesi yoktu. Şimdi her imkan var, ama insanların acelesi de var. Bu yüzden de kazalar, cinayetler, dolandırıcılıklar, kötülükler, ölümler çok daha fazla. Nedir bu hayatta acelemiz? Yazar bu kısa kitabında başta kendisini de eleştirerek bu konular üstünde bizleri düşünmeye sevk ediyor. 210 sayfa yazmak için söz verip sabırsızlığı yüzünden 90 sayfa yazabilmiş. Ben de ilk 40 sayfasını okuyup kapattım, çabuk okuyun diye de incelemeyi kısa tutuyorum:)))
Acelecilik
Bekleyecek Vaktim Kalmadı ArtıkJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20253,722 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·760 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 23:37
Jean-Jacques RousseauJean-Jacques Rousseau’nun çocuk eğitimi ile ilgili biz okurlara bıraktığı değerli bir kitap: ÉmileÉmile Çocuk eğitimi üzerine olan kitap, sanki bizim yaptığımız hataları görüp özellikle Türk halkına yazılmış gibi adeta. Çocukluktan nokta atışıyla başlıyor. Bebekleri kundağa sarıp onların el kol hareketlerini kısıtlamak, onların özgürlüğünü kısıtlamaktır diyor. Bunun sonucunda işte o büyüyen bebekler, yani bizim neslimiz; özgürlüğü kısıtlandığı için ya özgüveni eksik kalmış kişilerden; ya da anlamı çözülemeyen bir gergin yapıya sahip insanlardan oluşuyor. Tabi ki bir kişilik, karakter tek bir hareket ile belirlenemez, ama bu husus etkenlerden yalnızca birisi. Bebek kendine zarar vermesin diye onu kat kat beze hapsetmek nasıl bir mantık ve adettir, anlamak çok güç. “Benim oğlum/kızım büyüyünce doktor olup beni iyi edecek…” Bir başka yapılan yanlış da çocukların geleceğini kendi isteklerimize göre belirlemeye çalışmak. O çocuklar ya büyüdüğünde gerçekten doktor olabiliyor ama hastasını azarlayan mutsuz bir doktor olarak kalıyor. Ya da doktor olamayıp hasta olup tüm topluma zarar veriyor. Verdiğim örnek tamamen benzetme amaçlıdır. Bu durum da biziz toplumuzda sıkça rastlayabileceğiniz bir özelliktir, etrafımıza baktığımızda rahatlıkla görebiliriz. Yazar, çocuk yetiştirmede en önemli hususun, çocukları özgür bırakmak olduğunu defaatle vurguluyor. “Onu tek başına özgür bırakın ve kendisine hiçbir şey söylenmeden nasıl davranacağını görün, yapacaklarını ve bunları nasıl yapacağını düşünün” “Bak İrfan Amca’nın oğlu Serkan’a, Türkiye 49.su olmuş…” Diğerleri ile kıyaslama, yine en çok yapılan işlerden. Yazar bununla ilgili duruma da şu cümlesi ile noktayı koymuş: “Hiçbir zaman başka çocuklarla kıyaslamayın, yarışlarda bile rakip olmamalı: Ben yalnızca kıskançlık ya da gurur yüzünden
Eğitim
ÉmileJean-Jacques Rousseau · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20223,542 okunma
7/10
·208 syf.··
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 21:32
“Bir ölümü anlatmak, onu yaşamaktan daha kolay değil.” (Sayfa 68) diye belirttiği Bahçıvan ve ÖlümBahçıvan ve Ölüm’de babasının ölümünü anlatmış bizlere yazar Georgi GospodinovGeorgi Gospodinov Cemal Süreyya’nın “Sizin hiç babanız öldü mü” şiirinde belirttiği sorusuna cevap verimişçesine “Tam on yedi yıl önce, babam ilk kez öldü” (sayfa 44) diyor. Evet bir insan bir kez ölür, ama sevdiğiniz insanın ölüm sürecinde siz onu birkaç kez öldürürsünüz zihninizde. Acilen hastaneye kaldırırlar babanızı, siz kafanızda ölecek diye kurarsınız… Uzaktaysanız anneniz arar, ölüm haberi diye kafanızda kurar, o birkaç saniyelik telefon çalma sürecinde başka bir acı yaşarsınız… Hastaneden ararlar, bu kez kaybettik diyip çökersiniz olduğunuz yere, gözyaşlarınız dökülüverir ama hepsi başka bir şey çıkar. Ama sizin kafanızda kurduklarınız hem sizi hem yakınınızı öldürür. Öyle ki ölüm haberi geldiğinde belki de bu üzüntüyü daha az yaşar kalp. “Babam öldü ve babam ölüyor tümüyle farklı iki cümle. İlki bir olgu, bir sonuçtur, ikincisi - bir roman.” (Sayfa 79) Kitabı özetleyen bir cümle belki de. Bir roman okuyoruz bu kitapta; ama bana daha çok yazarın anılarından oluşan bir hatıra defteri gibi geldi. Kurgulanmış bir hikayeden çok yazarın babasının ölüm sürecinde yaşadıkları, bir günlük niteliğinde yazdıklarını okuyoruz. Yazarın başka bir eserini okumadığım için onun roman türü için edebi dilini veya başarısını değerlendirebilmenin uygun olmadığı bir eser bence. Tabi ki bu anlarda yazabilmek, bunları not edebilmek bir başarıdır; fakat edebi tür olarak anı veya günlük olarak gördüğüm bir eser oldu benim açımdan. Kitapta oldukça duygusal ve gerçekçi cümleler var, etkilenmemek elde değil. Konu da ölüm gerçekliği olunca bu etkileyicili artıyor, kitabın bu popülerliğe ulaşmasında ben bu faktörün etkili olduğunu düşünüyorum. Bulgar yazarın
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,2bin okunma
7/10
·272 syf.··
2026 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2026 16:13
Gerçek manası ile uygulanması çok zor olan iki kavram: Adalet ve hakkaniyet. Yazar John Rawls, bu iki kavramı enine boyuna açıklayarak, adaletin ve hakkaniyetin hüküm bulduğu bir toplumun nasıl oluşturulacağını tüm ayrıntıları ile Hakkaniyet Olarak AdaletHakkaniyet Olarak Adalet’te anlatıyor. Bunun oluşması için toplumun yöneticilerinin değil, toplumun da değişmesi gerekmektedir. Zira “Her toplum hak edildiği şekilde yönetilir” sözünde vurgulandığı üzere, toplumlar yöneticilerini seçerken kendi karakterlerini de yansıtırlar. Seçme seçilme özgürlüğü olan bir yerleşim yerinde yanlış kişiler yönetimin başında ise toplumdaki bireyler öncelikle kendisini sorgulamalıdır. Liyakat, demokrasi, özgürlük ve çizilmesi gereken sınır gibi kavramların uygulanması için bahsedilen toplumun bu ve benzeri kavramların uygulanmasına hazır bulunması gerekmektedir. Sadece yöneticileri eleştirerek köşeye çekilmek, hiçbir başarı getirmez. Kitaptan benim çıkardığım yargılar bu şekilde. Siz de okursanız pek çok fikre eşlik edeceksiniz. Hakkaniyetli ve adaletli bir dünyada yaşamak bir hayal olabilir ama yazarın şu cümlede belirttiği gibi biz hep ümitvâr olmalıyız: “Her şeye rağmen dünyanın, özünde, siyasal adalet ve onun iyiliğine yönelik husumet barındırmadığını düşünmemiz mümkündür. Toplumsal dünyamız daha farklı olabilirdi ve başka bir zamanda ve yerde olanlar için de hala umut vardır.”
Adalet
Hakkaniyet Olarak AdaletJohn Rawls · Pinhan Yayıncılık · 202018 okunma
Okunması pek de gerekli olmayan kişisel gelişim kitapları serisi
2/10
·160 syf.··
2026 6. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2026 22:38
Efendim özlü sözler ve ulvi hikayeler ile süslü bu kitaptan bahsetmeden önce ben de sizlere yazarın adının hikayesini anlatayım. Yazarımız Karadeniz Bölgesine bir geziye çıkıyor, burada insanlara felsefi hikayeler anlatırken patika yoldan aşağı düşüp hafızasını kaybediyor. Onu yerde gören Karadeniz halkı ona “İyi misun, adın ne , sen kimsun?” Şeklinde sorular soruyor. Kimsun, kimsun, sen kimsun derken zaman içinde yazarın adı Kinsun olarak kalıyor. Bu saçma hikayeyi niye anlattın şimdi diye sorabilirsiniz, ki haklısınız da. Çünkü kitap gerçekten bu saçmalıkta ve okunması pek de gerekli olmayan kişisel gelişim kitapları serisinde başı çeker bence. Öncelikle ben kitapla ilgili çok araştırma yapmadan okumaya başladım ve Uzak Doğu menşeili bir kitap sandım fakat yazar Türk çıktı. Bu da yazarın başarısı, çünkü benim gibi okur olmamalı. Sazan gibi atlarsam yazarın da beni kandırmasına kızmamam lazım. Yine de kitap kitaptır diyerek başladım okumaya. Birbiriyle alakasız özlü sözler, basit hikayeler, edebi başarısızlık… Kitapta hepsi toplanmış. Bunların hepsi olabilir, elbette bir yazar başarısız olabilir, sonrasında kendisini geliştirir veya başka kitap yazmaz. Fakat işin içine ticari menfaat girince olay değişiyor. Tamamen ticari kaygı ile yazılmış bir kitap olduğunu düşünüyorum. Okuru bir yerden yakalarım amacıyla yazılan cümleler bolca yer almakta kitapta. Mesela; “Ve unutma, herkes kendine layık gördüğü kadar mutluluğa sahip olur. Sen kendine neyi layık görüyorsun?” Bu ne şimdi? Kişisel gelişimle alakalı yalandan da olsa bir çözüm üretmeyen, bana göre motivasyon arttırıcı özelliği de olmayan bomboş bir söz. Yani bu cümle ile mi motive olacak insan? Gerçekten enteresan. Devam edelim. “Sorunlar çözülmediği sürece zaten bıraktığınız yerde sizi bekliyor olacaklar.” Vay be
Yol Senin İçindeKinsun · Destek Yayınları · 20213,143 okunma