"Bir işte mükemmelleşmek nicelik değil, nitelik gerektirir. Bir parçayı tekrar tekrar çalmak neye yarar? On defa yanlış çalmak? Yüz defa yanlış niyetlerle ve korkunç reflekslerle çalmak? Odun kes daha iyi."
Annem ve babama hayatın tuhaf bir hediye olduğunu anlatmaya çalıştım. Başlangıçta bu hediye fazla abartılır: Sonsuz yaşama sahip olduğu sanılır. Sonra verilen değer azımsanır, küçümsenir, herkes ona berbat der, kısa bulur, ondan kurtulmaya hazır gibidir. Sonunda anlaşılır ki hayat bir hediye değil emanettir. Ödünç verilmiştir. O zaman herkes onu hak etmeye, ona layık olmaya çalışır. Tam yüz yaşında olan ben, neden bahsettiğimin farkındayım. İnsan yaşlandıkça hayatı takdir etmek için daha fazla zevk sahibi olmalı. Daha hassas olmalı. Ustaca davranmalı. Herhangi bir sersem on ya da yirmili yaşlarında hayatın keyfini sürebilir ama yüz yaşındayken, artık hareket edemez duruma gelince insan aklını kullanmalı.