Dinleyen insan öğrenir, dinleyen insan neyi yapıp neyi yapmaması gerektiğinin kararını alabilir, dinleyen insanın muhakeme gücü gelişir, dinleyen insan bilinçlenir, büyür, gelişir, dönüşür ve en önemlisi de düşünme sanatını kavrar. Düşünmek de sadece zihnin bir hüneri değildir zira... Kalbin de dinlemeye çekilip geleni anlama ve kabul etme süreci vardır. Kalbin de bir karar alma yetisi vardır.
Sağlıklı bir kulak her şeyi duyar ama yine de dinlemeyi beceremeyebilir. Dinlemek, yalnızca kulakla değil, aynı zamanda beyinle, odakla, hisle, algıyla, hazır olmakla, gönülle, bilgelikle, sakinlikle, yavaşlıkla ve yine bilgiyle ilgilidir. Dolayısıyla tasavvufta dinleyicilik de bir tür ustalıktır. Öğrenmek ve gelişmek ister.
“Aradığın şey o kitaplarda değil...”der Şems. “Aradığın şeyi okuyarak bulamazsın. Onu ancak kalbinle bulursun. Dünyadaki bütün kitaplar, bütün hesaplar aklın bir oyunudur sadece. İnsan aklının oyunu... Bütün bu kelimeler, sözler, laflar sevginin yerini tutmaz. Okuyarak öğreneceksindir belki ama ancak aşkla anlayacaksın."