Avrupalı doktorların çalışmaktan korktuğu, kabile savaşlarının cehenneme çevirdiği Ruanda'yı tercih eder, Trabzonlu delikanlı... Kapısından içeri girdiği sanatoryum Hutular tarafından basılmış ve Tutsi olan sağlık memurlarıyla birlikte yataklardaki hastalar da katledilmiştir. Doktorların kaçtığı sanatoryumu yeniden hizmete açan Celalettin Algan, kabile savaşlarının ortasında salgın hastalıklara karşı savaş açar. Aşı yapmak için köy köy gezer, hiçbir beyazın adım atmaya cesaret edemediği topraklarda verem ve çiçek hastalığının kökünü kurutmak için dolaşır. Adım atmadık yer bırakmaz Ruanda'da. Öyle ki, ülke nüfusu 4 milyon olarak bilinirken, Dr. Celalettin Algan'ın aşı çalışmalarında 5 milyon olduğu ortaya çıkar.
Ruanda'nın ardından Senegal'e yardıma koşar Celalettin Algan. Bu ülke halkını da salgın hastalıklardan kurtardıktan sonra Kongo'da görürüz onu. Ve Madagaskar'da... İki yıllığına gitmiştir Afrika'ya, ama 21 yıl geçmiştir aradan. Evet, salgın hastalıklarla mücadeleyle geçen 21 yıl!.. Dünya Sağlık Örgütü tarafından verilen “Çiçek Hastalığı Eradikasyonu Nişanı"na, Madagaskar devletinin layık gördüğü nişan eklenir.
2005 yılının 22 Haziran'ında kaybederiz Celalettin Algan'ı. Hayatını Kara Afrika'ya, koca bir kıtayı salgın hastalıklardan kurtarmaya adayan cesur doktorun bir büstü dikilir, Trabzon'un meydan parkına... Ama bu kez "nişan" alır birileri, insanlık tarihinin yüz akı Trabzonlu doktora!.. Celalettin Algan'ın heykelini hedef alanlar, içlerindeki karanlığı kusarlar ve konulduğu yerden kaldırmayı başarırlar. Ne gariptir ki, heykelini dikenler de, kaldıranlar da Trabzonlulardır. Sahi, Ay'ın bir aydınlık bir de karanlık yüzü vardır, değil mi?