Murat Yahşi

İstanbul'un temizliğine çağdaş anlamıyla ilk değer veren Dr. Cemil Topuzlu'dur. Kentin sokakları Avrupa'da olduğu gibi her gün süpürülmeye ve yıkanmaya onun döneminde başlanmıştır. Halk sağlığına büyük önem veren Cemil Bey, bunun için Avrupa'dan ilk kez yıkama ve süpürme arabaları getirmiştir. Çöp arabalarının içini çinko kaplatıp kapak taktırtan Cemil Bey, temizlik işlerinde çalışanların koşullarını da sıhhileştirmiştir.
Sayfa 44 - İstanbul'da Bir Doktorun İzleri...·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
1912-14 ve 1919-20 yılları arasında iki kez belediye başkanlığı yapmış olan Cemil Topuzlu, sivil ve askeri tıbbiyeleri birleştirerek "Tıp Fakültesi" kuran ve de ilk dekanlık görevini üstlenen doktordur. Cemil Bey, dünya tıp tarihinde de son derece saygın bir yere sahiptir. Operatör Cemil Bey, 1897 yılında yaşanan Yunan Savaşı'nda, Yıldız Askeri Hastanesi'nde, Tesalya'dan getirilen yaralı askerleri, Esad Feyzi ve Rıfat Osman'ın çektiği röntgen filmleriyle ameliyat eder. Böylelikle Cemil Bey, röntgen ışınlarını bir ameliyatta kullanan ilk cerrah olmuştur. Birçok cerrahi aletin tasarımını yapan Cemil Bey, bir meme karsinomu ameliyatında, kaza eseri yırtılan arteri dikme başarısını gösterir. Bu operasyon, tıp literatüründe bilinen ilk başarılı atardamar dikişidir. Fransız tıp kitaplarında bu ameliyat "Arter Yaralanmalarının Cemil Paşa Yöntemiyle Dikilmesi" adıyla yer almıştır. Doktor Cemil Topuzlu, aşil tendonunun uzatılmasında kendi adıyla anılan bir yöntem de geliştirmiştir.
Sayfa 43-44 / İstanbul'da Bir Doktorun İzleri...·Kitabı okudu
Alıntı
Amasya'da ve Erzurum'da mandacılık konusunda Mustafa Kemal'i ikna edemeyenler, Sivas'ta zafer kazanmaya kararlıdır. 8 Eylül gününün akşamı, bu konuda hararetli tartışmalar yaşanırken, gür bir ses herkesin konuşmasını bastırır: "Paşam! Üyesi bulunduğum tıbbiyeliler beni buraya istiklal davamızı başarmak yolundaki mesaiye katılmak üzere gönderdiler. Mandayı kabul edemem. Eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar her kim olursa olsun, şiddetle red ve takbil ederiz. Farz edelim ki manda fikrini siz kabul ederseniz, sizi de reddeder, Mustafa Kemal'i vatan kurtarıcısı değil, vatan batırıcısı olarak adlandırır ve telin ederiz." On sekiz yaşındaki tıp öğrencisi Hikmet'in sözleridir odayı buza kesen!.. Manda yanlıları, tüyü bitmemiş birinin yaptığı böylesine cüretkâr bir konuşmanın ellerini güçlendirdiğini sanırken, Mustafa Kemal'in sesi duyulur: "Evlat, müsterih ol. Gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum. Biz azınlık kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. Parolamız tektir ve değişmez: Ya istiklal, ya ölüm!"
Sayfa 25 - Üç Üstü Açık Araba·Kitabı okudu
Alıntı
Sivas Kongresi için kente gelen Mustafa Kemal Paşa'ya, Sivas Sultanisi'nin ikinci katındaki bir oda ayrılır. Yatağın üstünde, bir genç kızın çeyiz sandığından alınan, çiçek motifli ipek bir örtü vardır. Mustafa Kemal, iki yastığa işlenmiş iki dizeyi okuyunca, Mazhar Müfit Bey'i yanına çağırır. Mazhar Müfit Bey telaşlı ve biraz da mahcup, yastıklardaki beyitlerin kendisi için yazılmadığını, asla böyle bir kasıtları olmadığını anlatmaya çalışırken, Mustafa Kemal açıklamanın gereksiz olduğunu ve şiirdeki uyarının herkes için doğru olduğunu söyler. Sivas Kongresi günlerinde, Mustafa Kemal'in başını koyduğu yastık kılıflarına yazılı şiir şöyledir: Dünyanın makamıyla gururlanıp incitme insanı Zamanın Süleyman'ı olsan bırakırsın sarayı
Sayfa 25-26 / Üç Üstü Açık Araba·Kitabı okudu
Alıntı
1931 yılının bir sonbahar akşamı, Dolmabahçe Sarayı'ndaki sofrada Maarif Bakanı Esat Bey (Sagay) Halkevi'nde oyun sahneleyen kız öğrencilerin kıyafetlerinin etek ve kol boylarının kısalığı hakkında olumsuz sözler söyleyince, Dr. Reşit Galip kadınların kıyafetlerine ve davranışlarına müdahale etmenin doğru olmadığı yönünde, kadın haklarını savunan sert bir konuşma yapar. Havanın gerginleştiğini gören Mustafa Kemal Atatürk konunun uzatılmamasını, kapatılmasını dile getirir. Reşit Galip susmaz: "Af buyurunuz Paşam, bu inkılap ve zihniyet meselesidir, müsaade buyurursanız fikrimizi söyleyelim. Hatta daha ileri gideceğim ki, sizin huzurunuzda bu sofrada inkılapların zedeleneceği icraattan bahsedilmesi küstahlıktır, hoş görülemez."
Sayfa 22 - Yere Batsın Saraylar·Kitabı okudu
Alıntı