lnsan dediğimizde sanırım ne dediğimizi pek de bilmiyoruz. Başka ülkelerden, kadından, erkekten, geçmişten vs. bahsederken söylenenler birbirini tutmuyor, bazısının hoşuna giderken öbürünün canını yakıyor. Ben bugün yetmiş iki yaşındaki Aslan Bey olarak, koskoca Aslan Bey olarak insan nedir, neye denir, iyi midir, kötü müdür, gerekli midir, kim bir hayrını görüp bin şerrinde muaf olabilmiştir, bilemiyorum. Şunu diyebilirim; en iyisi en perişanıdır, en hakkı yeneni, en olup da yere düşenidir. Bunlar insanın değil de dünyanın nasıl bir yer olduğunu anlatıyor galiba. Ama anlatılanı anlıyor muyum, onu da bilemiyorum. Ne kendimden, ne başkasından bir umudum var. Umut için zaten kimse bize, yani insana yaklaşmasın vallahi perişan olur, ama tatlı adam olur. Böyle bir şey işte.