Tüm bu örnek verdiğim insanların başlarına gelen bu acılardan ölmemesini sağlayan bir hormon var biliyor musun? Bu kıymetli, aynı zamanda da düşmanımız olan, bizi o halde yaşamaya mahkum eden hormonun adı. . . " " . . . endorfin," diye dökülüyor ağzından. Küçük kız her şeyi de biliyor. "Evet canım, endorfın ama gene de beni dinlemelisin, zira bu yemekte de endorfin elimizden tutacak. İşte bu endorfin denen canavar, duyuları ileten sinyalleri nötralize etmek suretiyle acıyı en aza indirir. Bu, içine hapsolduğumuz bedenin bize bir tesellisi, bir armağanı aslında, belki de rüşveti demeliyim.
Ben, gençliğimde yaptığım gibi, insanların benimle ilgili duygularının sahici olup olmadıklarının peşine düşmeyi çoktan bıraktım. O ise hala onlarla ilgileniyor, kim olursa olsun biri tarafından sevilmek istiyor. Ben bıraktım, çünkü ne yazık ki artık her şeyi biliyorum; nasıl hissetmelerini istersem öyle hissettirebileceğimi biliyorum