Kim görürdü o yolcuyu, yani kim farkederdi beni
Sıradan acılardır çünkü bütün ilgileri toplayan
Oysa sıkıntıyı buruşuk bir iç çamaşırı gibi saklayan
Bu kımıltısız gövde
Görülmemiştir ki hiç görülsün şimdi
Görülmediği gibi gündoğumundan havalanan kuşların
Ya da bir oda kapısını açtığınız zaman
O müthiş öğle sıcağında
Pencerenin önünde örgü ören birinin
- Örgü mü, bir çay bardağını başka başka tutan ellerin becerikliliği mi-
Görülmediği gibi
Ama var mıydı sanki görülmek isteyen
Var mıydı bir şeyler bekleyen yüreğimin eskittiklerinden..
Herkes de yavaş yavaş bizim gibi düşünmeye başlıyor. Biz biraz erken geldik, o kadar.. Elli yada yüzyıl sonra şu ikisinin torunları kendilerini bizden de kötü insanlar gibi görüp ona göre davranacaklar..
Çirkef içinde yuvarlanan insanlığın halini bizden de daha iyi görüp,
"Bizler gibi bedenlerin iğrenç bir şekilde çoğaldığını"
anlayacaklar, onları yeniden üretmekten korkacaklar..
Sayfa 261 - Altın Kalem Klasik Romanlar / HAYAT·Kitabı okudu