Adı:
Asi Kalpler
Baskı tarihi:
1969
Sayfa sayısı:
388
Format:
Karton kapak
ISBN:
---
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Jude the Obscure
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hayat Yayınları
Baskılar:
Adsız Sansız Bir Jude
Hırs
Asi Kalpler
Sevgili Jude
Thomas Hardy'nin gerek konu, gerek üslup bakımından en üstün eseridir.Bu romanda meraklı bir macera , unutulmayacak tipler usta bir kalemin elinden bütün gücüyle canlandırılmıştır.
484 syf.
·5 günde·10/10
Victoria döneminin en büyük yazarlarından biri olan Thomas Hardy, bu kitabını en karamsar kitabım diye nitelemiş ve bu kitabından sonra hayatının sonuna kadar sadece şiir türünde eserler vermiştir.
Bir oluşum romanı (bildungsroman) özelliği taşıdı için başkahramanımızın -Jude- çocukluğundan itibaren hayatının tüm dönemlerine tanık olabiliyoruz. Bildungsroman tarzının en sevdiğim tarafı da bu. Çünkü karakterin çocukluk ve ilk gençlik dönemlerini bildiğimiz için karakterin aldığı kararların, seçimlerinin ve hislerinin sebebini daha iyi anlayabiliyoruz. Karakter tanıdığımız bir insana dönüşüyor. Özellikle karakterlerin psikolojisini anlamak, ruhsal çözümlemelerini yapmak isteyen okurlar için çok uygun bir tür olduğunu düşünüyorum.

Kitap genel olarak üç karakter üzerinden ilerliyor. Jude çocukluğunda tanıdığı bir öğretmenin de etkisiyle okumak isteyen, bir din adamı olarak kendini üst mevkilerde hayal eden, anne babasını kaybetmiş, akrabasıyla yaşayan bir çocuktur. Kafasında oluşturduğu güzel bir gelecek hayaliyle her türlü olumsuzluğa ve imkanlarının yetersizliğine rağmen dönemin önemli sayılan eserlerini bulmaya çalışır ve bu kitaplarla dil öğrenir, klasik eserleri okur. Gençliğinde kendisini hedeflerine yakın hissettiği bir dönemde, tanıştığı bir kız -Arabella- onu hayallerinden bir süreliğine alıkoyacaktır. Daha sonra hayatının birçok dönemine de etki edecek bir karakterdir Arabella. Bir diğer karakter – okurken saç baş yoldurtan- Sue, Jude’un daha sonra başka bir şehirde tanışacağı kuzenidir. Ve Jude tüm hayatını, iki kadın karakter etrafında şekillendirecektir. Özellike Sue, Jude için hayatının merkezi olacak ve her karar onu düşünerek alınacaktır.

Jude, hayallerinin ve yaşam şartlarının etkisiyle sık sık şehir değiştirecek, başarısız ilişkiler hatta evliliklerle, zor olan hayatını daha da karmaşık bir hale getirecektir. Hayatına giren insanlara karşı hep iyi niyetle yaklaşması, onları üzmemek için katlandığı acılar, hayata bakışını tamamıyla değiştirecek ve daha büyük acılar yaşamasına sebep olacak. İyi insan olmanın ödülünü(!) o da çok geç olmadan alacaktır.
Kitapla ilgili yazılacak çok detay var fakat bunlar kitaptaki birçok sürprizi bozacağı için dile getirmek istemedim. Kitapta kır yaşamı oldukça gerçekçi bir şekilde ele alınmış, karakterlerin ve olayların gerçekliği, kitabın yazıldığı dönemde de oldukça tepki almasına sebep olmuş. İngiliz edebiyatında roman türünün en popüler olduğu dönem olan Victoria dönemine de ışık tutması, dönemin özellikle kırsal yaşamdaki toplumsal özelliklerini anlayabilmemize yardımcı oluyor. Thomas Hardy’nin ağır basan şair tarafını da kitapta hissetmek mümkün. Kitabın başından sonuna kadar eksilmeyen hüzün, hayattaki seçimlerimizin ne kadar önemli olduğunu sık sık sorgulatacak size de. Zorlukları, yanlış kararları, yitip giden hayalleri, kaybedişi ve kayboluşu okuyacaksınız.
Ayrıca kitabın orijinal isminde yazar, Jude için söylenebilecek en güzel sıfatlardan birini kullanarak, kitabı adeta özetlemiş. “Jude the Obscure”
Kitapla kalın!
388 syf.
·10/10
Spoiler içeriyor

Bir fırıncı tarafından işe alınıp çalıştırılan tarlalardaki kuşları kovması istenilen yetim bir çocuğun hikayesi anlatılır. (M.K.Atatürk gibi tarlada karga kovalayan bir yetim) Bu yetim çocuk kuşları kovmak yerine onlara acıyıp hergün yem vermektedir.
464 syf.
·5 günde
Jude Fawley mutluluğu kuzeninde aramaya başlar.

Başarısız evlilikler yaşamış bu iki karakterin kenetleşi acı bir olay sonucu çözülecektir.

Romanın evliliği ele alış biçimi Thoman Hardy'nin romancılık kariyerinin sonunu getirmesini sebep olmuştur.
464 syf.
Hardy'nin roman yazarlığını bırakmasına sebep olacak kadar skandal içeren, dönemin tüm ahlaki anlayışlarını yerle bir eden bir kitap. O yıllarda bu derece sivri bir dille doğruları yazması müthiş. Kitap baştan sonra karamsarlık içeriyor, baskın olan duygular kasvet yalnızlık ve umutsuzluk. Hepsine rağmen bir başyapıt, bambaşka bir eser ve mutlaka okunmalı.
464 syf.
·Beğendi·10/10
Ingiliz Edebiyatında en merak ettiğim yazarlardan biri olan Thomas Hardy'nin bende yeri bambaşkadır. Sonunda eserlerinden biri olan Adsız Sansız Bir Jude'u okumuş ve beğenmiştim, hem de çok...
Bu eser belki de Hardy'nin en ümitsiz eseri! Fakat bir o kadar da etkili... Aynı zamanda eserin otobiyografik bir yanı da var.
Ana karakterimiz Jude, okumayı seven biri ve üniversiteye girme hayali taşıyor. Fakat karşılaştığı yanlış insanlar, yoksulluğu ve daha bir sürü uğursuzluk yüzünden Jude ve hayalleri çıkmaza giriyor. Jude, mutluluğu bana göre yanlış insanlarda arıyor. Ve bana göre bu yanlış kişilerden biri de kuzeni Sue. Okurken Sue adlı karaktere inanılmaz gıcık oldum ve sürekli ' ne kadar kararsız ve dengesiz bir insan' dedim kendi kendime. Aynı zamanda kitapta çok değişik trajik sahneler vardı ve küçük bir çocuğun neden olduğu o trajik sahne beni en çok etkileyen yer olmuştu. Gerçekten çok üzücüydü!

Kitap genel olarak güzeldi ve ben baştan sona Jude için hep üzüldüm. Romanın cinsel ilişkileri ve evliliği ele alış biçimi Victoria dönemi Ingilteresi'ni baya etkilemiş ve bu da Hardy'nin romancılık kariyerinin sonu olmuş.

Son olarak kitap Naturalizm akımının izlerini taşımaktadır. Ve eğer elinizde varsa, yoksa da edinin :), uzun zamandır merak ediyorsanız okuyun derim.
464 syf.
·Puan vermedi
“Sue zekasının bir yıldız gibi kıvılcım saçtığı zamanlar belirsiz, kendine özgü hayallere dalar, dünyanın bir rüya sırasında bestelenmiş bir melodiye ya da şiire benzediğini düşünürdü. Yeryüzü yarı uyanık bir zeka için kusursuzdu, ama uyanık olan biri için mutsuzluk derecesinde saçma idi.”
Thomas Hardy’in yaşadığı dönem için çağdaş olduğu söylenemez doğrusu. Yazım dili öykü kurgusu kelimeleri ve tarzı çağını yansıtıyor bile olsa, çağının ötesinde düşüncelere sahip olduğunu bu romanında okudum doğrusu. Hikaye anlatım tarzı sade abartıdan uzak bir tarz. Fakat kurguladığı öykü çok içerikli ve bence kusursuza yakın. Döneminde çok eleştiri almış bir karamsar eser. Uzun bir klasik eser elbette ama sizi içine alıyor ve o dönem İngiltere’sine taşıyor, hem de iklimi, coğrafyası, şehirleri ve en önemlisi kültürel ve sosyal hayatı ile birlikte.
Roman da çok karakter yok ama bütün karakterlerin hakkını vermiş yazar. Bunun olmasının en önemli sebebi, yazarın kendi çevresine ve bulunduğu kültüre isyanını çok iyi anlatma isteğidir bence. Karakter üzerinden eleştirdiği en önemli konu ise ortak bilinç ve bu bilinç içindeki kabul edilmiş önyargı ve yanlışlar. Jude bir kimsesiz olarak başladığı hayatına büyük umutlar ve hayaller eklemiş, ve bunu da çalışkanlığı ile pekiştirmek isteyen bir iyi yürek. Kendi çabası ile okumuş dil öğrenmiş ve hayalleri şehrine yani Christminister’a gitmeyi aklına koymuştur. Bu sırada önüne çıkan tüm engelleri aşma niyeti ve azminde olsa da çok sonra bunu başarır. Ve tek gerçek aşkı Sue ile karşılaşır. Sue ile Jude kardeş çocuklarıdır ve bir de buna Sue’nun dengesiz ruh hali de eklenince ortaya karamsar bir trajedi çıkar. Yazar burada çok iyi göndermeler yapıyor doğrusu. Beden bulmuş iki aykırı insan etrafında sorguluyor hayatı, kabul edilmiş kuralları ve toplumsal baskıyı. Karşı duruyor aslında okuyucuya soru soruyor bu doğru mu diye. Alınan cevaplar ise yetersiz ve güdük elbette.
“Hiçbir insana haksızlık etmediğimiz, hiçbir insanı yozlaştırırmadığımız, hiçbir insanı dolandırmadığımız halde, üzerimizde biriken bir kara bulut yüzünden buradan ayrılmak zorundayız. Kendi gözümüzde doğru olan şeyi yaptığımız halde, genede gitmek zorundayız.”
Gitmek gerektiren bezdiren hayattan soğutan o kadar olay yaşar ki Jude ve Sue nihayi mutluluğu ölümde yok olmakta atarlar.
Toplumsal baskının ve değişmez kaderin bir romanıdır bu. Yoksul ve nüfussuz bir gerçeklik insanın her zaman önünde engeldir. Bu kitapta o döneme aitliği şüpheli bir kavram ile karşılaşır insan “fırsat eşitliği” bunu başaramaz kimse. Bilge olanlar bile buna bir hayal gözüyle bakar ve şöyle der: “bildiğiniz ve yapabildiğiniz işte uzmanlaşın.” Bu aslında hiç değişmedi bu yüzyıl da bile durum çok da farklı değil aslında. Hayvanları seven yaşadığı toplumu seven ve onun kurallarına uymaya çalışan insan da mutlu olmayabiliri gösteriyor yazar.
Çağlar ötesinden seslenmiş bize hiç değişmeyen kaderimize ve bunu kabul etmeye zorlanışımıza. İsyan ve trajedi ikisi bir arada uzun olsa da sonu hüzünlü de bitse roman da çok güzel ortaya konulmuş.
Keyifle okuyunuz!
464 syf.
·1 günde·7/10
Samson ve Delilahın hikayesini her iki kadının her iki erkeğe yaptığı şeklinde işlendiği Thomas Hardy’nin muhteşem incel zekasını ve şairaneliğini derinlemesine gördüğüm roman .
Victoria dönemini en iyi anlatan kitaplardan biri olarak sosyal statüler arasında ki derin farkı Jude’ ün christminster hayalinden tutun romanın sonuna kadar göreceksiniz , fazla spoiler vermek istemeden bu konunun üstünde fazla durmayacağım yer tasvirlerinden anlaşıldığı üzere yine bu dönem popülaritesi olan gothic bina tasvirleri çok yapılmış . Yine dönemin önemli konusu olan kadın hakları geniş bir alanda tragic bakımdan işlenmiş . Haklarını arayan bazı hanımların aşırıya gittiklerini de söylemek gerekir . Öyle ki onları kanun cezalandırmasa bile onlar kendilerini cezalandırmak durumunda vicdanlarına romanda boyun eymişler .Dönemin yine en önemli özelliklerinden olan iki ucu enleri yaşayan konu bazı insanların kiliseye bağlı olmasına rağmen inanmayanlarında kesinkes reddi olması .
416 syf.
·4 günde·3/10
Küçük kuzenim bana fuardan hediye alıp, önüne el yazısıyla not düştüğü için kitaba büyük bir sevgiyle başladım fakat okurken ne yazık ki çok sıkıldım. Hediye de olsa bazı kitaplar kurtarmıyor malesef.

Kitabın kahramanı Jude Fawley. Halasının yanında zor şartlar altında bir çocukluk geçiriyor ve ilerde kendini yetiştirip, Christminster şehrinde çok önemli bir insan olmak istiyor. Bu hedef uğrunda çalışmaları ise Arabella isminde kötü bir kadınla tanışıp evlenmesi üzerine yarım kalıyor. Bu kadın ile evliliği kısa bir süre sonra bitiyor ve Jude geriden başlayarak yeniden hayalleri için çalışıyor. Christminster'a gittiğinde halasının kızı Sue ile tanışıyor ve hayatının bundan sonraki kısmı tamamen Sue etrafında ilerliyor. Bundan sonrasını okuyarak görürsünüz diye spoiler vermek istemiyorum fakat Sue ile birlikte kitap bana göre tam bir kısır döngü içine giriyor. Sürekli aynı olaylar, aynı diyaloglar... Gerçekten ilk 100 sayfadan sonra inanılmaz durağan bir hal alıyor. Hatta hediye diye yarım bırakamadığım için bazı yerleri atladığımı itiraf etmek durumundayım.

Kitabın kapağında "Ama hırsın ta kendisiydi bana nefes aldıran!" ifadesi, kafamda çok farklı kurgular hayal etmeme sebep olmuştu oysa hiçbir ilgisi yoktu. Özellikle diyaloglar çok kötüydü. Bu çeviriden mi kaynaklanıyor diye düşündüm ama bazı yerlerde de güzel ve etkileyici cümleler vardı. Ee yiğidi öldür hakkını yeme misali :)

Okumak isteyen olursa diye beğenmeme nedenlerime ve konuya olabildiğince değinmek, boş bir önyargı yapmak istemedim. Belki çok ilerleyen zamanlarda ben de yeniden okumayı deneyebilirim -önünde bana özel yazılmış not hatırına. :)
464 syf.
Thomas Hardy bölümüm gereğince sıkça duyduğum ama okumaya fırsat bulamadığım bir yazar. Bu kitabı okuduğumda farkettim ki çok şey kaçırmışım. Çünkü İngiliz Kültürünü okuduğum diğer eserlerde bu kadar iyi hissetmemiştim.
Zavallı Jude Fawley ve onun acı hikayesi beni derinden etkiledi. Döneminin katı ahlak kurallarına rağmen yazar bu kitabı nasıl yazabilmiş aklım almıyor; büyük cesaret.
Kitabı okurken bunca olaya şahit olmak ve elimden hiçbir şeyin gelmemesi beni üzdü.
Kitabın başlarında çok sıkıldım,itiraf ediyorum. Ama sürpriz gelişmeler diğer bölümleri okurken kitabı elimden düşürmeme sebep oldu.
Kitabı Eski İngiliz Kültürüne merakı olan okuyucular için tavsiye ederim. Hele karakterlerle bağdaşınca tadından yenmeyecek bir kitap.
Kitabın cesur karakterlerine hayran kaldım.
Okumayı düşünen arkadaşlara şimdiden keyifli okumalar dilerim :)
464 syf.
·15 günde·Beğendi·10/10
Bir Thomas Hardy klasiği daha gerçekten çok etkilendim ve duygulandım . Kitapta yaşanan olaylar aslında bizlerinde içinde her zaman bulunduğu şeyler . Akışı ve hikayelerin bağlantısı çok muazzam sonu ise tam bir Hardy sonu . Kesinlikle tavsiye ediyorum
Bu kitabın 272 - 305. sayfaları arasında kalan kısmına ihtiyacım var.. Çok çok acil... ..................................................................
Onunla birlikte yürümek, geçmişe ait kötü hatıraları karanlıklar içinde boğan pırıl pırıl bir fener taşımak gibiydi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Asi Kalpler
Baskı tarihi:
1969
Sayfa sayısı:
388
Format:
Karton kapak
ISBN:
---
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Jude the Obscure
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hayat Yayınları
Baskılar:
Adsız Sansız Bir Jude
Hırs
Asi Kalpler
Sevgili Jude
Thomas Hardy'nin gerek konu, gerek üslup bakımından en üstün eseridir.Bu romanda meraklı bir macera , unutulmayacak tipler usta bir kalemin elinden bütün gücüyle canlandırılmıştır.

Kitabı okuyanlar 186 okur

  • Tuána
  • Deniz Süerkan
  • Aliye Füsun Ervatan
  • Mehmet
  • Hasan Hüseyin Kaya
  • Dikenprenses
  • Anıl
  • Demir Akay
  • Gözde Derelli
  • T. Bak

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%3.5 (3)
9
%1.2 (1)
8
%2.3 (2)
7
%1.2 (1)
6
%1.2 (1)
5
%1.2 (1)
4
%0
3
%0
2
%1.2 (1)
1
%0