Mary mallon

Mary mallon
Benim o hep fırtınalarla boğuşan ruhum Yorulmuyor yaşamaktan.
Herkese selaam spoiler olabilir okumayın bence .d
Puan vermedi·128 syf.·
2024 15. kitabı
Bir Japon edebiyatı! Tam gaz sorgulamalar, karamsarlıklar, intiharlarla donanmış bir yitim. İnsanlığın yitimi. Özeten bi adam var, defalarca intihar teşebbüsü ile öne çıkıyor. Yahu birkaç kez intihar girişiminde bulunuyor ama insanlar onla ilgili bahsederken neşeli diyorlar. Merak ediyorum, madem neşeli biri o zaman nasıl intihara bu denli meyilli olabilir? Aslında neşeli mutlu falan değil sadece maskesini iyi taşımayı bilen biri. Can alıcı bi parafı var hatta tam da bunla ilgili "İnsanları güldürdüğü sürece ne olduğu fark etmeksizin her şeyi yapabilirdim. Onları güldürebilirsem, onların “hayatlarına” gerçekten uymamamı önemsemezler diye düşündüm." Can alıcı mı sizce? Bence alıcı hem de insanın bizzat kendi canını aldıracak cinsten. İnsanız ya malum hepimiz doğup bi topluluğa ortak oluyoruz. Kurallar, kaideler, hesaplar, kitaplar, kurulu düzenler, yasalar, örfler, adetler, bir sürü yargının altına bilinçsizce girip önyargıları tuğla, basmakalıp fikirleri harç yapıp çevremizi örmeye başlıyoruz. Ördüğümüz mini mini kalelerimize ufacık bir tane pencere bırakıyoruz. O pencereyi de varsa yoksa kendi hareketlerimizi savunmak için kullanıyoruz da neyse, bu pencereden daracık bakış açımızla başlıyoruz birbirimizi yargılamaya. Hani biz toplumuz ya, başkalarıyla geçinmek insanlığın bozulmaz kurallarından biri ya, bu yüzden herkese zehirli oklarımızı saçma hakkını görüyoruz kendimizde. Bu esnada o okların isabet ettiği kişi kimin umurunda! Oklardan sakınacak kadar duvar örenler mutlu mesut yaşıyor işte. Geri kalanı ise kendi duvarlarının derdinde. Kitapla ilişkilendirmeye gelince, ben kahramanı kendi duvarını örerken çok ince bir maske kullandığını düşünüyorum. Bu maske tüm okları ardına geçirdi ne yazık ki. Ardında düşünen bi zihin vardı ama zehir o kadar kuvvetliydi ki zihni
Edebiyat
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İhtiyar savaştı peki ya biz?
Puan vermedi·221 syf.·
2023 49. kitabı
Cengiz Dağcı, Türkiye'ye hiç gelmediği halde "Türkçe bana anamın dilidir." diyerek eserlerini Türkiye Türkçesi ile yazmıştır. Daha sonra Ziya Osman Saba kitaplarını düzenlemiştir. Gayet anlaşılır, sade ama buna rağmen etkileyici bir anlatımı var. Ayrıca ben Cengiz Aytmatov a benzetiyorum yazımını. Belki de acıları ve konusu itibariyle yakın olmalarındandır bilemiyorum. Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam ikilisi, kendi hayatından anılarla karma bi şekilde yazılan romanlar. Vatanı müdafaa temelliler. İhtiyar Savaşçı ise anı kitabı olan Yansılar 1-4 deki hikayelerin toplu basımı. Yani kurgusal. Karakterlerin vatanlarını uzun yıllar boyunca görememesi, sürgünde yaşamlarını sürdürmelere ve tabii olarak yaşlanınca vatanlarında gözlerini yummak istemeleri ve tabii çektikleri acılar... Ben başta İhtiyar Savaşçı'da anılara dahil sanmıştım. Bu sanrımın nedeni ise yazarın tıpkı diğer iki kitap gibi bunu da hissederek, acı çekerek yazdığını düşündürtmesi. Aslında zaten bu acıyı çekmiyor muydu? İngiltere'de ikamet ederken yıllardır görmediği vatanını düşünerek yazıyordu. Yani acı çekiyordu. İnsanların önce Kırım'a gidip daha sonra vefat etmelerine 'Ah, ne büyük şans!' diye bakıyor yazar. Keşke kendisi de bu şansa sahip olsaydı. 69 yıl görmediği vatanından ayrı yumuyor gözlerini. Ama Kızıltaş'a (doğduğu memleketine) gömülüyor, bilemiyorum bu bir teselli olabilir mi... Yazarın anılarında bu hikayelere yer vermesi bana, acaba hayalini mi yazıyor, diye düşündürdü. Ki bence bunu çok isterdi lakin hayatın bizi nerelere ne koşullarda sürükleyeceği bilinmez. Kitapta beni en etkileyen şeylerden birini paylaşmak istiyorum. İnsanlar sürgünde kaybettikleri yakınlarının mezarlarını bırakmak istemiyorlar, devamlı bakmak ilgilenmek istiyorlar. Yanımızda sağ olan sevdiklerimize bile bu
Edebiyat
İhtiyar SavaşçıCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 2017172 okunma
Puan vermedi·90 syf.·
2022 97. kitabı
Herkese merhaba. "Göz İzi" kitabıyla ilgili bir kaç şey yazacağım. :) Yazarımız Dücane Cündioğlu. Kendisi daha on sekiz yaşlarındayken seksenli yıllarda yani okumaya, yazmaya başlamış. On dokuz yaşında biri olarak şaşırdım açıkcası. Cesaretine de hevesine de imrendim. Araştırmış çabalamış kendini geliştirmiş birisi. Az buz konuşmalarını dinleyince anlaşılan şeyler bunlar. Kitap, yazarla tanışma kitabım oldu. Çok memnun kaldım hatta biraz da hayran... Tatlı, okuması zevkli, dipte köşede olmayan ama sanki çok kuytuda kalmış gibi hissedilen anlamları aratan, soruları soran daha doğrusu kim olduğumu soran bi kitap. İçerisinde bir çok farklı başlık altında derlediği denemeleri var. Kitaba ismini veren kısım, Göz izi, genel konusu ise 'utanmak'. (Şöyle bi düşünün utanıyor musunuz bir şeylerden diye. Ben utangaç biri olduğumu düşünürdüm ama hata ediyormuşum.) Yazar her bölümde bir çok kelimenin anlamından bahsetmiş. Konuşmalarında da dikkatimi çekti, kelime anlamlarına dikkat ediyor. Bu açıdan nevi şahsına münhasır birisi. Öyle her kelimeyi söylerken açıklamak, tarihsel süreçlerini anlatmak, bir kelimenin nereden geldiğini, nereye gittiğini, insanlarda oluşturduğu izlenimi vermek.. bu yaptıkları kendisine hayran bıraktı. Yaptığı bir konuşmada "Ben kavramların insanların davranışlarını etkilediğine inanıyorum." diyor. Sanırsam bu denli dikkat etmesinin anlamı burada. Kitapta çok çeşitli kavramlardan bahsediyor. Bencillik diyor, kıskançlık diyor yazar yer yer. Bende okuyup, acaba diyorum, ben neredeyim.. Kendimi sorgulatan kitapları gönlüme daha yakın bulmuşumdur hep. Umarım sizde okur yazarla tanışırsınız. Sevdim, biğendim, nasipse ileride tekrar görüşürüz. Yazarı laf arasında, bak oku bence Türkiye'deki tek entelektüel, diyerek tanıtan cancağızıma da, inceleme için gaz
1000Kitap
Göz İziDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 20171,348 okunma