Herkes içindeki dünyayı dışardaymış gibi, herkese zorla kabul ettirmeye, onu kendisinin gördüğü gibi görmeye zorlamak istiyordu, ona göre başkaları, bu dünya içinde kendisinin onları gördüğünden başka türlü var olamazlardı.
Hiçbir şeyi tanımıyordu, kendini de tanımıyordu; yaşamış olmak için yaşıyordu, yaşamayı bilmiyordu; yüreği çarpıyordu, bunu bilmiyordu; soluk alıyordu, bunu bilmiyordu; göz kapaklarını kıpırdatıyordu, ama bunun ayrımında değildi.
İçimdeki bu yabancıya nasıl katlanacaktım? Benim için ben, kendim olan bu yabancıya? Onu nasıl görmeyecektim? Onu nasıl tanımayacaktım? Onu sonsuza dek yanımda, içimde , başkalarının gözünde, kendi gözümün dışında taşımaya nasıl yazgılı kalacaktım?